Bir telaş içinde son dakikada yerine yerleşen seyirci, kararan ışıklarla birlikte uğultusunu dindirdiğinde karşımızda Yıldız Kenter vardı.
Her zamanki olağanüstü performansıyla tek perdelik oyunu genç meslektaşlarını kıskandırırcasına alkışlarla sonlandırdı.
Türk tiyatrosunun çınarı Kenter, oyunu Kanada’da doktora yapan izleyicisi Aylin Sar’ın tavsiyesiyle seçmiş.
Eugene Stickland’ın yazdığı, Kenter Tiyatrosu’nca yorumlanan oyunda Yıldız Kenter’e genç oyuncu Sedef Şahin eşlik ediyor.
Gelelim Yıldız Kenter’in amuda kalktığı sahneye.
Kimsenin aklından farklı bir düşünce geçmesin çünkü bu sahne Eugene Stickland tarafından kaleme alınmış. “Yıldız Hanım neyi kanıtlamaya çalışıyor?” diye soranlara belirtmekte fayda var.
Oyunda bir de çellist var.
Kanadalı yazar, tüm oyunlarında sahnede canlı müzik olmasına özen gösteriyormuş.
Nedeni bunun daha zengin bir tiyatro deneyimi yaratmasını sağlamak. Yazarın isteği, izleyicinin oyunu salt tiyatro olarak değil, bir konser gibi de görmesini sağlamak.
Buraya kadar her şey çok güzel.
Gel gelelim iş, Kanadalı yazarın tiyatro anlayışının ötesinde Türkiye’ye, oradan Bursa ve Fethiye Kültür Merkezi’ne geldiğinde değişiyor.
Yazarın bu beklentisini büyük bir ihtimalle bilmeden yerine getiren Bursa tiyatro izleyicileri, her sahne dönüşümünde (bir-iki beğendikleri sahne değil, hepsi) sanki bir konser izliyormuşçasına salonu alkışla çınlatıyor.
Lütfen dikkat..!
Perde arası demiyorum. Sahne araları!.. (Zaten oyun tek perdelik)
Salondaki izleyicilerin küçük bir bölümü ise şaşkın;
“Bu da ne oluyor böyle” edasıyla bakışıp duruyorlar birbirlerine.
Son zamanlarda böyle bu...
Nedense bir süredir tüm tiyatro oyunlarında bunu yapıyor izleyici. Her sahne arasında alkış koparıyor.
Nedenini kimse bilmiyor?
Alkışlayanlar biliyor mu o da meçhul.
Bu durumda söylenebilecek tek şey, Bursa’daki tiyatro izleyicisinin kesinlikle hangi etkinlikte olduğuyla ilgili bir şaşkınlık yaşıyor olması.
Sanırım herkes kendini bir konserde sanıyor.
Hani konserlerde her parça, şarkı arasında, sololarda vs. alkışlanır ya.
O misal olsa gerek.
Önerim şudur: Oyunlar başlamadan nasıl “cep telefonunuzu kapatın”, “flaşla fotoğraf çekmeyin” gibi duyuru-uyarılar yapılıyorsa, aynısını bunun için de yapmak!
“Oyunumuz başlamak üzeredir. Lütfen cep telefonlarınızı, çağrı cihazlarınızı ve elektronik alarmlarınızı kapalı tutunuz, fotoğraf çekmeyiniz ve ışıklar her karardığında alkışlamayın.”
Yoksa Bursa’da tiyatro izlemek, ıstırap haline dönüşmek üzere…
yazan :Ece TİMOÇİN