Annelik çok zor bir iş… Bizi, büyütür, emzirir, arkamızdan koşturur. Yani kendi çocuğuna gözü gibi bakar anneler… Annenin hakkı ödenemez. Bütün annelerin işi zor olduğu gibi engelli annelerin işi daha da zor… Geçen hafta Emre Balyener’le tanıştım. Emre Balyener engelli bir arkadaş… Emre ile annesini ofisimde ağırladım, dertlerini dinledim. Uzun uzun sohbet ettik. Emre’nin annesi Zerrin Balyaner anlattı ben dinledim. Daha sonra sorularımı sordum. İlk önce Zerrin Hanım diyor ki; biz önceden engellinin ne demek olduğunu bilmiyorduk. Ama biricik oğlumun başına geldiği zaman öğrendim. “Emre Tophane Endüstri Meslek Lisesi’nden mezun oluyor. Askere gidiyor, askerden geliyor ve bir gün işe gidiyor ve o akşam acı haber geliyor… Emre trafik kazası geçiriyor. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 21 gün komada kalan Emre, ölümü yeniyor fakat özürlü oluyor. Daha sonra da Ankara Üniversitesi’nde 13 kere ameliyat oluyor.” Emre, annesinin çabalarıyla bugünlere gelmiş. Küçük yaşta babasını kaybeden Emre’ye annesi hem annelik hem babalık yapmış. Zerrin Hanım’ın daha önce de abisi trafik kazası geçirmiş. Zerrin Hanım “Eskiden ehliyet alınırken bir komiser yanımızda bulunurdu. Ama şimdi parayı veren ehliyet alıyor, bunun önlenmesi lazım” diyor. Bir de yeşil kartta zorluk çekiyoruz diyor. Yani kısaca annelerin iş çok zor… Engelli annelerin işi daha zor… Ama sonradan engelli olan ve okuyup, askere giden daha sonra kaza geçiren yeniden çocukluğu ikinci kere yaşayan hatta “Çocuğum hayatta kazansın, Allah benim canımı alsın” diyen annenin işi daha zor. Böyle birçok örnek var.
yazan :Akın KARAKIZ