Filozofların düşündüklerini kavramak, çoğu insana zor gelir. Ancak, bu zorluk yazılanların soyutluk düzeyinden ya da yazarın zekâ seviyesinden öte Wittgenstein’ın belirttiği türden bir şeyin yokluğundan ileri gelir: dert ortaklığından… Bir filozofla aynı dertleri gütmüyorsanız, onun söylediklerinden hiçbir şey anlamazsınız. Anlamazsınız, çünkü tamamen yabancısınızdır birbirinize; aynı tinin bir parçası değilsinizdir.
Bunun ansal yetilerle de pek ilgisi yoktur. Bunu bir değinisinde şöyle anlatır Wittgenstein: “Dehanın ışığı herhangi bir insanınkinden daha parlak değildir. Ama deha, ışığını yakıcı bir noktada toparlayan belirli türden bir merceğe çok benzer…”
Ökeleri, senden benden ayırt eden en başat etken güttüğü dertlerdir… Senin ve benim ne olacağımızı belirleyen şey de bundan başka bir şey değildir çünkü… Senin, benim ya da bir dâhinin arasında -aslında- sandığımız gibi bir zekâ farkı yoktur. Descartes’ın dediği gibi: “Us evrende eşit dağıtılmıştır…” Bizi birbirimizden ayıran güttüğümüz kaygılardır. Kaygılar ki, dünya üzerinde aldığımız her solukla birlikte, bizi neliğimize doğru götürür…
Eğer derdin, çoluk çocuğuna ekmek götürmek, sobayı ısıtacak birkaç parça yakacak parası elde etmek ise, yaşamının sonuna geldiğinde topluma kazandırdığın insanlarla ve dürüstlüğünle övünüp, mutlu olursun…
Derdin, çok para kazanmaksa eğer, bir gün gelir zengin olursun…
Yaşamı bir kurgudan ibaret görüyorsan ve söyleyecek sözlerin varsa, roman yazarı olursun…
Bütün kaygın, “İstencin özgürlüğü öz-bilinç yoluyla tanıtlanabilir mi?” türünden sorunu çözebilmekse filozof olursun…
Meğerki bir parça bilgi edinmek için bir ermişin kapısında 10 yıl hizmet edersen, âlim olursun…
İster filozof, ister âlim, ister yazar, ister zengin, istersen aile babası, ne olursan ol, hiçbirinin birbirinden daha üstün olduğu yanılgısına kapılmamalısın… Bizler hayat denilen ırmakta, birer zerreden öte bir şey değiliz. Ya da Shakespeare’in dediği gibi, “Hepimiz üzerimize biçilen rolleri oynayan küçük oyuncularız…”
Yaşamın azameti üzerimizde yükselirken, hiçbirimiz büyüklük taslayamayız… Taslamamalıyız da, çünkü insan olmamızı sağlayan şey, bundan öte bir şey değil… Bizi biz yapacak olan şey, bundan öte bir şey değil…
yazan :Recep YILMAZ