Görüşmeler tamamlandıktan ve heyecanlar yatıştıktan sonra bakılacak bir fotoğraf daha sağlıklı sonuçlar verebilir.
O nedenle bugün, Saadet Partisi'nde yaşanan gelişmelerin bir devamı olarak Fatih Erbakan'ın açıklamalarını değerlendireceğiz. Yıllardır kendisinden "Erbakan Hoca'nın halefi" veya "siyasi mirasçısı" diye sözedilen 31 yaşındaki Fatih Erbakan nihayet arenaya çıktı ve basına verdiği ilk uzun demeçte, deyim yerindeyse ağızları açık bıraktı.
Akşam gazetesinden Nebahat Koç'a konuşan oğul Erbakan, bebeksi yüz ifadesiyle uyuşmayan oldukça sert bir üslûba sahip. Üslûbundaki sertlikte Saadet Partisi'nde taze yaşanan tartışmaların etkisi muhakkak vardır ama bu genç adamın yetiştirilişinde "demokrasi" kavramıyla ilgili bir sorun olduğunu anlamak içinde siyaset veya psikoloji uzmanı olmak gerekmiyor.
Numan Kurtulmuş'u topa tutan oğul Erbakan, "Eğer Hoca'nın isminden rahatsızsa o zaman gitsin başka parti kursun. Erbakan'dan beslendi, şimdi onu reddediyor" diye konuşmuş...
Demek ki Erbakanlar ailecek Saadet Partisi'nin tıpkı evleri, arabaları, altınları gibi bir "aile mülkü" olduğunu düşünüyorlar. Kurumsal bir kimliği olması gerektiğine ve liderlerin gelip geçeceğine inaanmıyorlar. Erbakan'ı beğenmiyorsanız, o partide bir saniye bile durmayacak, hemen başka parti kuracaksınız!
45 gün içinde yeni kongre olacağı haberini veren Fatih Erbakan, "Kendilerine yazık oldu" şeklinde tehdit kokan bir cümle kurmaktan da geri durmuyor.
Bu sözlerden doğal olarak anlamamız gereken şey, "Kongrenin iradesini tanımayacağız, kartları yeniden karıp sizinle hesaplaşacağız"dır…
Dikkat edin, eğer kongrede yasal olmayan bir durum yaşanmışsa hukuk yollarına başvurmaktan bahsetmiyor; savaş ilan ediyor, "Partimizi sizden geri alacağız" diyor.
Necmettin Erbakan'dan "Milli görüş lideri muhterem babam" diye bahsetmesi ayrı bir siyasi üslûp sorunu. Birisi bu genç adama partisinin liderinden "Muhterem babam" diye bahsedemeyeceğini, ismini kullanması gerektiğini, ne bu partinin Saddam'ın Baas'ı, ne de kendisinin Uday olmadığını şimdiye kadar söylemiş olmalıydı.
"Kendileri Erbakan'ın kontrolünden çıkmışlardır" diyerek parti yöneticilerini babasının birer kurşun askeri zannettiğini de ortaya koymuş genç Erbakan...
Ve işte bu tuhaf zihniyetin yoruma yer bırakmayan yansıması:
"Erbakan Hoca'ya, YİK'e ve Milli Görüş prensiplerine itaatsizlik gösterilmiştir. Sonuçlarını da hepimiz göreceğiz. Burada kalmayacak. Önümüzdeki günlerde gerekenler yapılacak. Babam 83 yaşında olmasına rağmen, Numan Bey, Balgat'taki evimize geldiğinde kendisine en büyük saygıyı göstermiş, yürüme zorluğu çekmesine rağmen kapıda karşılayıp, uğurlamıştır. Evladı gibi yaklaşmıştır. Zaten 40 senelik Milli Görüş hareketinde bir insana verilebilecek en büyük paye, en büyük makam partinin genel başkanlığıdır. Gösterilen bu iyi niyete, böyle bir itaatsizlik yapıldı…"
"Disiplin" dese tamam da "iaat" diye bir kavrama demokrasilerde yer olmadığını bu yaşa gelip de bilmek gerekmiyor mu?
Dikkat ederseniz, genel başkanlığı babası tarafından sunulmuş bir "lütuf" olarak görüyor ve babasının her isteğinin kayıtsız şartsız yapılmamasını "itaatsizlik" olarak değerlendiriyor.
Son olarak Fatih Erbakan'ın, "Numan Bey adına üzülüyorum, kendisi için kötü oldu. Bundan sonra yapılacak yeni kongreyle yönetim ellerinden alınacak. Numan Bey özür dilese bile ben aday göstermem. Çünkü, güven problemi oldu. Böyle devam etmek ileride sıkıntı doğurabilir.Ama o babamın ve YİK üyelerinin bileceği bir iş. Onun oluruyla genel başkan oluyorsunuz, Onun elini öperek geliyorsunuz" şeklindeki sözlerini aktarıyor ve "Pes" diyoruz...
Saadet Partisi'nde yaşananlarda Milli Görüş'ün izlerini silmeye yönelik bir operasyonun parmağı da olabilir ve Milli Görüş'ün sahneden çekilmesi Türk siyaseti için eksikliktir ama Milli Görüş'ü temsil eden zihniyetin de yukarıdaki gibi mi olması gerekiyor?
Tezahür eden kişilik yapısı ve kültür seviyesi, Türkiye'nin geleceği adına da endişe verici. Demek ki İslamcı gelenekten gelen ailelerde ve partilerde gençlere demokrasi bilinci verilmiyor. Herşeyi vesayet ilişkisi içinde yorumluyorlar.
"Biz değiştik, gömlek çıkardık" diyenlerde durum farklı mı?
Bıktırıcı bir demokrasi söylemi içerisinde kulluk kültürünün bütün gereklerini yapıyorlar. Hasbelkader iktidara geldiklerinde de sonuçlarına hep beraber katlanıyoruz.
NOT: Dünkü yazımızda, Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Ekrem Albayrak, yanlışlıkla "Saadet Partisi İl Başkanı" olarak yazılmıştır. Düzeltir, özür dileriz.
yazan :Fatma Sibel YÜKSEK