DOLAR8,2681
EURO10,021
ALTIN474,161
BIST1374
AdanaAdıyamanAfyonAğrıAksarayAmasyaAnkaraAntalyaArdahanArtvinAydınBalıkesirBartınBatmanBayburtBilecikBingölBitlisBoluBurdurBursaÇanakkaleÇankırıÇorumDenizliDiyarbakırDüzceEdirneElazığErzincanErzurumEskişehirGaziantepGiresunGümüşhaneHakkariHatayIğdırIspartaİstanbulİzmirK.MaraşKarabükKaramanKarsKastamonuKayseriKırıkkaleKırklareliKırşehirKilisKocaeliKonyaKütahyaMalatyaManisaMardinMersinMuğlaMuşNevşehirNiğdeOrduOsmaniyeRizeSakaryaSamsunSiirtSinopSivasŞanlıurfaŞırnakTekirdağTokatTrabzonTunceliUşakVanYalovaYozgatZonguldak
Bursa 23°C
Parçalı Bulutlu
Kent Gazetesi

ASRIN KUYRUKLU YALANI; SOYKIRIM

27.04.2021
A+
A-

 

Aziz okurlar,

Türk milleti asırlar boyunca çok geniş coğrafyalarda birbirinden farklı kavimlere, adil ve müsamahalı bir idare ile hükmetmiştir. 1071 Malazgirt Zaferi ile girdiğimiz Anadolu kıtasında, fethettiğimiz yerlerin sakinlerinin diline, dinine ve örfüne dokunmayarak onlara devletin Gayri Müslim tebaası içerisinde hayat hakkı tanıyarak yaşamalarını sağlamışız. Ermeniler, Rumlar, Süryaniler, Yahudiler gibi nice Müslüman olmayan Osmanlı tebaası yukarıda zikrettiğim çerçevenin içinde yerini almıştır. Devletin haşmetli ve görkemli dönemlerinde, otoriteye sadık olan bu halklar zamanla devletin zayıflaması ile bağımsızlık hayalleri görmeye başlamış, Türk’ün müsamahakâr siyasetinden faydalanarak muhafaza ettiği alt kimlik üzerinden bir takım isyan hareketlerine girişmiştir. Devletin otorite ve güç zafiyeti içerinde palazlanan bu kavimlerin içinde ilk defa bağımsızlığını kazanarak Osmanlı Devletinden ayrılanlar ise Rumlar olmuştur. Gerileme döneminin Batı siyaseti şöyle gerçekleşmekteydi. Önce Osmanlı içinde ki azınlıklara her türlü silah ve mühimmat yardımı yapılır. Sonra onların isyan etmeleri sağlanır. İsyanı bastırmaya kararlı olan Osmanlı Devleti’nin kullandığı güç Batılılar tarafından tenkit edilir. Engellenir hatta devlet üzerinde baskı kurulur. Reformlar ve azınlık haklarını genişletme kozu kullanılır. Sonrasında iyiden iyiye yüz bulan bu milletlerin isyanları tekrar eder. Ve nihayet bağımsızlık elde edilene kadar bu yara kaşınır. Rumlar böyle bağımsızlık kazandılar. Bulgarlar, Sırplar, Karadağlılar bu suretle Osmanlı’dan ayrıldılar. Yıllardır uygulanan bu taktik en son Ermeniler üzerinde Doğu bölgemizde denenmeye başladı. Onlara silah yardımı yapıldı. Eğitimler verildi. Taşnak ve Hınçak gibi Devrimci Ermeni Komiteleri kuruldu. Devleti, Ermenilerin üzerine çekecek tahrikler başladı. Ermeni çetelerinin eylemleri başladı. Bu Ermeni Devrimci Komiteleri neler yapmadı ki?

1892 Kumkapı İsyanı ve Yıldız Sarayına doğru yürüyüşe geçen Ermeni isyancıların çıkardığı olaylar.

Doğu Anadolu’da Van valisine saldırı girişimi,

Diyarbakır’da Cuma namazı için toplanan halka karşı yapılan saldırı

Zeytun Ayaklanması

Anadolu’nun birçok yerinde yaşanan Ermeni Ayaklanmaları ve isyanları

1896 yılında Osmanlı Bankası baskını

1905 yılında ülkenin Devlet Başkanına yani Abdülhamit Han’a suikast girişimi

Ve bu satırların alamayacağı daha nice eylemler, terör saldırıları, kamu düzenini bozan teşebbüsler hep Ermeni çeteler tarafından gerçekleştirilmiştir. Devlet 1890 yılından sonra artık kangren olmaya dönmüş bu soruna çareler aramıştır. Genel aflar, Meşrutiyete geçişten sonra Meclis’te temsil hakkı gibi… Fakat ne yapıldıysa Ermenilerin isteklerine ve taleplerine cevap bulmadı. Üstelik Ermeniler, Balkan Harbinde Osmanlıya karşı savaşan Bulgar ordusuna gönüllü yazılıyor ve Türk milletine karşı haince kurşun sıkıyordu. Ermenilerin yaptığı hainliğin haddi hududu yoktu. Sonrasında patlayan Birinci Dünya Harbi ile Doğu cephesinde Ruslara karşı ölüm kalım savaşı veren devletin karşısında sadece Ruslar da yoktur. Ruslarla birlikte savaşan Ermeni gönüllüleri de ordumuzu içeriden haince ısırmaya devam etmektedir. Ermenilerin alçakça ihanetlerine her gün yenisi ekleniyordu. Cepheye mühimmat taşıyan trenlerimizin ikmal yolları Ermeni çetelerce basılıyor, orduda ki Ermeni unsurlar firar ediyor, askeri depolar havaya uçuruluyor, bölge de yaşayan Müslüman halk vahşice katlediliyordu. Sorun artık beka meselesi haline geliyordu. Bu iş fazla uzamıştı. Doğu cephesinde Ruslarla savaşan Üçüncü Ordu Komutanı Mahmut Kâmil Paşa, Harbiye Nezaretine şifreli bir telgrafla vaziyeti ihbar ederken günümüz Türkçesiyle şöyle söylüyordu; “…Doğu’daki savaş alanı Erzurum, Trabzon, Van, Bitlis, Elâzığ, Diyarbakır ve Sivas vilâyetlerinden ibarettir. Harekât buralarda yapıldığı gibi ordunun ihtiyaç duyduğu yiyecek maddeleri de bu illerden sağlanmaktadır.

SİLÂH, BOMBA VE PATLAYICILAR

Erzurum, Van ve Bitlis illeri dahilindeki Ermeniler firar edip düşman tarafına katılmak, çeteler teşkil ederek yolları kesmek, halkı katl ve depoları yağma ve tahrip etmek suretiyle içyüzlerini gösterdiler. Sivas, Diyarbakır ve Elâzığ illerinde yaşayan Ermenilerin de aynı maksat ve emelde oldukları ele geçirilen silâh, bomba, patlayıcı maddeler ve meydana çıkarılan teşkilât ve tertipleri ile belli olmuş ve daha sonra Karahisar’daki olay ile de tespit edilmiştir.

SÜRMEDEN YAPAMAYACAĞIZ

Dolayısıyla orduyu besleyecek olan bölgenin ve menzil sınırımızın geçtiği yerlerde düşmanca emeller ile dolu bu unsurların yaşamasını, ordunun yiyecek ihtiyacı ve emniyeti bakımından tehlikeli görüyorum.

Ordu, dış düşmana karşı büyük zorluklarla mukavemet ettiği bir anda, ikmal görevlilerinin ve yeni kuvvetlerinin bir kısmını iç düşmanlara ayırarak büyük bir tehlikeye maruz kalıyor.

Dolayısıyla gelecekte daha vahim durumlar karşısında kalmamak için, şimdiden yukarıda arz edilen illerdeki Ermeniler’in de Halep ve Musul bölgelerine sevk ve iskân edilmesine izin verilmesi ile valilere ordu tarafından bu konuda yapılacak tebliğlerin sekteye uğramamasına inayet buyurulmasını ve bu hususta verilecek olan onayın da derhal bildirilmesini istirham ederim”.( Murat BARDAKÇI, Habertürk 19.04.2015)

İşte her şey bu şifreli telgrafla başlamıştır. Sonrasında Harbiye Nazırı Enver Paşa’nın durumu Dahiliye Nazırı Talat Paşa’ya bildirmesi ile sevk ve iskân kanunu 27 Mayıs 1915 tarihinde kanunlaşmış ve ülkenin bekası için artık büyük bir problem haline gelen, ihanetleri ve cürümleri bölgede katlettikleri milyonlarca Müslüman ahali ile sabit olan Ermeniler, devlet eliyle büyük bir organizasyon ile muayyen yerlere tehcir edilmiştir. Tehcir kararı keyfiyet değil mecburiyetten alınmıştır. Meseleyi bu raddeye getiren vatanın bölünmez bütünlüğünü tehdit eden Ermeniler olmuştur. Hiçbir ülke vatanını bölmek isteyenlerin bu derece fütursuz eylemlerine Türk Devleti kadar sabır ve tahammül gösteremez. Eğer Ermeniler aynı şeyi bir Batı devletinde ya da Amerika veya Rusya’da deneseydi bugün Ermeni diye milletin esamisi bile okunmazdı. Yaşayacakları vahşeti okumaya yürek dayanmazdı. Fakat Türk devleti bu zaruri iskanı dahi büyük bir başarı ile gerçekleştirmiş, ahlak ve vicdan ölçülerinden hiçbir zaman taviz vermemiştir. Peki bu kanun 27 Mayıs’ta gerçekleşmişse 24 Nisan nereden çıkıyor diyebilirsiniz? 24 Nisan 1915 tarihinde Taşnaksutyun ve Hınçak Terör Örgütlerinin ele başları ve yönetici kadroları tutuklandı, İstanbul’da ki temsilcilikleri kapatıldı ve tutuklananlar Orta Anadolu’da ki belirli yerlere sürüldü. Son yüz yıldır temcit pilavı gibi ısıtılarak önümüze koyulan Uydurma Ermeni tezinin mimarı Batı, meseleyi 24 Nisan’a bağlayarak sembolleştirmiştir. Meselenin Siyasi bir mesele olduğunun en büyük delili tehcir tarihinin değil de komite üyelerinin tutuklandığı tarihin esas alınmasıdır.

Yüce Türk milleti! Senin tarihin şan ve şeref sayfaları ile doludur. Senin mazin insaniyetin, vicdanın, ahlakın, müsamaha ve sevginin şahikaları ile kaplıdır. Sen ki, bayrağının altında nice akvama adaletle muamele etmişsin. Sen ki nice milletleri şaşmaz hukukun ve vicdanınla yönetmişsin. Geçmişleri soykırımlar ile dolu olan, dünyaya insanlığı ve erdemi en son vaz edecek olan Amerika ve Batı’nın sana öğretecek ve anlatacak hiçbir merhamet ölçüsü olamaz. Sen başını dik tut! Ehli insaf ve ehli vicdan zaten hükmünü vermiştir. Tarih, hükmünü vermiştir. İhtimal bunama sendromu geçiren bir zavallının zırvalarının ne kıymeti olabilir… Biz buradayız, bin yıldır olduğumuz yerdeyiz. Geçmişimizle, geleceğimize yön veriyoruz. Selam olsun Gök Sultan Abdülhamit Han’a, selam olsun Enver, Talat ve Cemal Paşa’lara, Selam olsun Kaymakam Kemal Bey’e, Bahaeddin Şakir’e, Sait Halim Paşa’ya ve şehit edilen kahraman diplomatlarımıza…

Ezelden beridir durduğumuz bu hat,

Allah, Vatan, Namus, İttihat…

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

betmarinoaresbetbetnanoasyabahismroyunbahigomobilbahisbets10imajbetbetper