DOLAR8,1128
EURO9,7648
ALTIN463,603
BIST1365,27
AdanaAdıyamanAfyonAğrıAksarayAmasyaAnkaraAntalyaArdahanArtvinAydınBalıkesirBartınBatmanBayburtBilecikBingölBitlisBoluBurdurBursaÇanakkaleÇankırıÇorumDenizliDiyarbakırDüzceEdirneElazığErzincanErzurumEskişehirGaziantepGiresunGümüşhaneHakkariHatayIğdırIspartaİstanbulİzmirK.MaraşKarabükKaramanKarsKastamonuKayseriKırıkkaleKırklareliKırşehirKilisKocaeliKonyaKütahyaMalatyaManisaMardinMersinMuğlaMuşNevşehirNiğdeOrduOsmaniyeRizeSakaryaSamsunSiirtSinopSivasŞanlıurfaŞırnakTekirdağTokatTrabzonTunceliUşakVanYalovaYozgatZonguldak
Bursa 18°C
Gök Gürültülü
Kent Gazetesi

Bizim takım

KLİMA TECH
04.04.2021
A+
A-

 

80’li yıllara denk gelen çocukluğumuzda ‘mahalle maçı’ diye bir şey vardı.

Her mahallenin bir takımı, hatta bir tane topu olurdu. Takımı da o topu olan kişi belirlerdi. Keşke her zaman o belirleseydi.Ama çoğu zaman  mahallenin futbol kabiliyeti pek olmayan ‘Sert çocuğu’ takımı belirlerdi. Takımı kurarken arada bir sertliğini gösterir. Takım arkadaşlarına kendinin nasıl biri olduğunu hatırlatırdı. Arka mahalle ile maç organize edilir, yer, saat ve kaç kişilik olduğu kuralları belirlendikten sonra maç, anlaşılsın kurallar çerçevesinde anlaşılan yerde ve saatinde başlardı. İşte ne oluyorsa bundan sonra olurdu.

Centilmenlik havasında başlayan maçta sert çocuğun takımı gol attıkça sorun yoktu. Centilmenlik havası devam ederdi. Ancak Sert çocuk takıma verdiği taktikle ‘tüm toplar ben de toplansın, ben forvetim, siz defanstasınız’ deyip, takımı sürükleyecek adamlarını arka plana atınca işler karışırdı. Futbol becerisi kendisine atılan topları gole çevirmeye yetmeyince ortalık gerilmeye centilmenlik bir kenara bırakılmaya başlar, oyun sertleşmeye doğru giderdi. Sert çocuğun kaybetmeyi kabullenemeyen yapısı ve takımına uyguladığı baskı nedeniyle, artık çamura yatma dediğimiz olay sahneye konulur. Çocuk tabiri ile ‘mızıkçılık’ başlardı

Kendileri için faul olmayan onlar için faul, frikik veya penaltı olurdu. Sert çocuğun kendi takımı maçın sonuna doğru çıkma ihtimali yüksek olan kavgada da güçlü olduklarını hissederlerse, mızıkçılık biraz daha arsızlaşırdı. Karşı takımdaki oyuncular ise,bu kavga ve çamura karşılık vermeyip , maça konsantre olurlarsa dikkati dağılan bizim takımı iyi bir fark ile perişan ederlerdi. Tabi maçın sonunda kavga başlamadan ve sert çocuğun takımından hazımsızlık rüzgarı esen kavgayı başlatan kirli hareketler gelmeden hemen sıvışırlarsa sevinme tezahüratlarını uzaktan uzaktan muhakkak bizim takıma duyuracak kadar yüksek sesle yaparlardı. Ama bizim takım, sert çocuğun yanlış taktikleri yüzünden maçı kaybettiğini konuşamazdı. Tabi takım içersinde Sert çocuğa daha yakın olan ve birazda ondan yüz bulan diğer takım arkadaşları da hata üstüne hata yapardı. Ama sanki karşı taraf hata yapmış gibi çirkeflik yaparlardı.Maçın sonunda kimse işin bu kısmını konuşamazdı,Hani sert çocuğu eleştiremeyen takımın cefakar topçuları, sert çocuğun gölgesindeki adamları da eleştiremez   hatta konuşmaya cürret eden maçın sonunda en çok zarar gören kişi olurdu.Bu arada  tüm bunlar yaşanırken, sert çocuk ve gölgesi olanların ‘Yaa bana pas verseydiniz, penaltıyı ben kullansaydım’ deyip hala suçlu arama çabasının yanında,” biz güneşe karşı oynadık, saha müsait değildi” gibi , sonrada daha da kötü olan ve suçluluğu dibe vuran ” Karşı takımdakilerin çok zeki olmadıkları, tipsiz oldukları ve konuşmayı beceremedikleri bu yüzden gol atamadıklarını ” konuşan ‘bizim takım’ maç skorunu görmezden gelmeye devam ederdi. Maçın analizi kişilere kadar gelir ama kimse yenilginin nedeni ve skor üzerinde konuşmaya cesaret edemezdi.

Halbuki, bizim takım  yaptığı maçlarda taktiği değiştirmediği sürece, yapılan hatalardan ve bu hataları  düzeltmek yerine savunma bahtsızlığından dolayı arka mahallenin sevinç çığlıklarını hep duyacak , maçın sonu hep aynı  olacaktı.

Selam ve dua ile…

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

betmarinoaresbetbetnanoasyabahismroyunbahigomobilbahisbets10imajbetbetper