DOLAR8,4626
EURO10,3297
ALTIN514,511
BIST1459,93
AdanaAdıyamanAfyonAğrıAksarayAmasyaAnkaraAntalyaArdahanArtvinAydınBalıkesirBartınBatmanBayburtBilecikBingölBitlisBoluBurdurBursaÇanakkaleÇankırıÇorumDenizliDiyarbakırDüzceEdirneElazığErzincanErzurumEskişehirGaziantepGiresunGümüşhaneHakkariHatayIğdırIspartaİstanbulİzmirK.MaraşKarabükKaramanKarsKastamonuKayseriKırıkkaleKırklareliKırşehirKilisKocaeliKonyaKütahyaMalatyaManisaMardinMersinMuğlaMuşNevşehirNiğdeOrduOsmaniyeRizeSakaryaSamsunSiirtSinopSivasŞanlıurfaŞırnakTekirdağTokatTrabzonTunceliUşakVanYalovaYozgatZonguldak
Bursa 28°C
Çok Bulutlu
Kent Gazetesi

BOYACI OLACAĞIM DEDİM YA.!

25.04.2021
A+
A-

Annen var mı senin?
– Var tabiî.
– Ne iş yapar?
– Çamaşıra gidiyor.
– Sen ne olacaksın büyüyünce? –
Ben mi? dedi. Gözlerini gözüme kaldırdı. İkimiz de mavi mavi baktık. -Ben, dedi, boyacı olacağım.
– Ne boyacısı?
– Kundura boyacısı.
– Neden kundura boyacısı?
– Ya ne olayım? – Doktor ol, dedim.

– Olmam, dedi. – Neden?
– Olmam işte.

– Neden ama?

– Doktoru sevmem ki.

– Olur mu ya? Bak, dedim. Doktor sevilmez olur mu ?
– Tabiî sevmem, dedi. Annem hasta oldu. Evimize geldi. Kumbaramızı kırdık. Bütün yirmi beşlikleri ona verdik. Sonra çeyrekler kaldı. Onlarla da reçeteyi yaptırdık.
O da zorlan.
– Ama annen iyileşti.
– Annem iyileşti ama paramız gitti.
İki gün, yemek yemedim ben.
– Peki, dedim, öğretmen ol. – Ben mektebe gitmiyorum ki. – Neden?
– Öğretmen beni dövüyor. – Neden?
– Yaramazlık ediyorum da ondan.
– Sen de yaramazlık yapma.
– Ben yaramazlık ne demek bilmiyorum ki.
– Öğretmenin yapma dediği şey, dedim.
– Belli olmuyor ki!..
Bir gün arkadaşımın biri
“Çamaşırcının p…” dedi.
Ben de dövdüm onu.
Öğretmen de beni dövdü.
Ondan sonra hep çamaşırcının
piçi diye çağırdılar.
Hiç kimseyi dövmedim.
Yaramazlıkmış diye.
Birkaç gün sonra yanımdakiarkadaşın

iki kalemi vardı. Birini aldım.
Hırsızsın sen diye dövdüler.
Benim kalemim yoktu aldım.
Sonra o da yaramazlıkmış,
hem de çok fena bir şeymiş.
Bir daha kimsenin kalemini almam dedim.
Defterini aldım. Bu sefer hem dövdüler, hem mektepten kovdular.
– Çok fena yapmışsın.
– Niye fena yaptımki :
-Ben adam olmak istemiyorum ki.
– Ne olmak istiyorsun ya?
– Boyacı olacağım dedim ya.

 

Sait Faik ABASIYANIK

Her 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda, Sait Faik’in bu hikayesi aklıma gelir, hüzünlenirim. Sonra içimde bulunduğum dünya… Çocukların içinde bulunduğu eşitsizlikler gezegeni..Bir çocuk diğer çocuktan zengin olduğu için, beyaz olduğu için, akıllı olduğu için üstün değildir. Çocuktur yahu bu çocuk. Hiçbir çocuğun dili de dini de rengi de onu ayrıcalıklı yapmaz. Sistemin sınavlarda yarış atı gibi koşturduğu çocuklar da akıllı- akılsız ayrımına tabi tutulamaz. Bu farklılıkları onlara yükleyen biz ebeveynleriz. Çocuk ne bilsin yoksa dini, ırkı, rengi, bayrağı…

Suç;belki de biz büyüklerde.. Çocuklarına baskı kurup onları intihara sürükleyen ebeveynlerde. Suç; çocuğu SMA hastası bir anne babanın çocuğunu sırf para bulamadığı için gözünün önünde her saniye ölüme terk etmesine izin veren sistemde.. Suç; çocuk katillerinin kanun(!) kelimesi başlığında serbest bırakılmasına izin veren devlette.. Suç; 17 yaşında idam edilmeleri için büyük gösterilmesine izin verilen yasalar…Suç; doğdukları andan itibaren erkek çocuklarını el üstünde tutup kız çocuklarını arka plana atan annelerde, babalarda, dedelerde, ninelerde.. 2 kuruş için sigortasız çocuk işçi çalıştıran işverenlerde… Suç; eğitemediğimiz erkek çocuklarımızın ileride kadınlara her türlü pisliği yapabilmesine izin verdiğimiz, teşvik ettiğimiz geleneklerimizde, göreneklerimizde… Sonra neden çocuk tecavüzleri artıyor? İşte asıl suç bunların sebebini düşünmediğimiz, düşünmeyi her an ertelediğimiz, bu gerçeklere gözlerimizi kapadığımız BİZLERDE..

İşte ben her Çocuk Bayramı’nda bunları düşünür kalbimde onlar için yarattığımdünyaya dönerim.. Çünkü onlar orada çok mutlu, özgür, sağlıklı; cinsiyet,ırk, din ayrımı bilmeden muhteşem bir yapbozun parçaları gibi birbirlerinin ellerini tutup ‘’kutu kutu pense ‘’ oynamaya devam etmekteler…

KIZ ÇOCUĞU

 Kapıları çalan benim

Kapıları birer birer.

Gözünüze görünemem

Göze görünmez ölüler.

 

Hiroşima’da öleli

Oluyor bir on yıl kadar.

Yedi yaşında bir kızım,

Büyümez ölü çocuklar.

 

Saçlarım tutuştu önce,

Gözlerim yandı kavruldu.

Bir avuç kül oluverdim,

Külüm havaya savruldu.

 

Benim sizden kendim için

Hiçbir şey istediğim yok.

Şeker bile yiyemez ki

Kâğıt gibi yanan çocuk.

 

Çalıyorum kapınızı,

Teyze, amca, bir imza ver.

Çocuklar öldürülmesin

Şeker de yiyebilsinler.

 

Nazım Hikmet RAN

 

————————————————————————————————————————————–

 

NE OKUMALI?

 

Harper Lee / BÜLBÜLÜ ÖLDÜRMEK

 

‘’-Sen zencileri mi savunuyorsun, Atticus?
-Elbette savunuyorum. Zenci deme, Scout. Bu kabalıktır.
-Okulda herkes öyle diyor.
-Bundan böyle o herkesten bir kişi eksilecek.’’

 

En saf duyguları yaşadığımız yıllardır çocukluk. Çıkar bilmeden, ayrım yapmadan , iyi kötü demeden en güzel dostluklara sahip olduğumuz yıllar… Bu kitapta o saf yıllarda yaşayan 2 çocuktan bir hikaye dinlemeye hazır olun. Çünkü onların bakış açıları bizlere unuttuğumuz değerleri hatırlatacak nitelikte.

 

Irkçılığın, eşitsizliğinin öyküsü bu aslında. Özgürlük, eşitsizlik, ayrımcılık bir çocuğun gözünden anlatılıyor.Irk ayrımının fazlaca hissedildiği toplumda avukat Atticus, siyahilere hayvan değeri bile vermeyen toplumun normlarına karşı gelerek bir siyahinin haksız yere ırza geçmek ile suçlandığı bir davayı alır. Tüm eleştirilere rağmen bu davanın arkasında durur Atticus. Aslında Atticus’un bu davranışı normalde olması gereken bir davranıştır. Ama biz o kadar yabancılaştık ki bu insani davranışlara bu yüzden onu gözümüzde kahramanlaştırdık, yücelttik. Yazarımız bu olay üzerinden hem bireysel hem de toplumsal olarak kaybetmemiz eşiğine geldiğimiz doğruları hatırlatıyor bize.

Keyifli okumalar, iyi yüzleşmeler dilerim…

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

betmarinoaresbetbetnanoasyabahismroyunbahigomobilbahisbets10imajbetbetper