DOLAR8,058
EURO9,6752
ALTIN460,486
BIST1408,14
AdanaAdıyamanAfyonAğrıAksarayAmasyaAnkaraAntalyaArdahanArtvinAydınBalıkesirBartınBatmanBayburtBilecikBingölBitlisBoluBurdurBursaÇanakkaleÇankırıÇorumDenizliDiyarbakırDüzceEdirneElazığErzincanErzurumEskişehirGaziantepGiresunGümüşhaneHakkariHatayIğdırIspartaİstanbulİzmirK.MaraşKarabükKaramanKarsKastamonuKayseriKırıkkaleKırklareliKırşehirKilisKocaeliKonyaKütahyaMalatyaManisaMardinMersinMuğlaMuşNevşehirNiğdeOrduOsmaniyeRizeSakaryaSamsunSiirtSinopSivasŞanlıurfaŞırnakTekirdağTokatTrabzonTunceliUşakVanYalovaYozgatZonguldak
Bursa 25°C
Gök Gürültülü
Kent Gazetesi

Cahit Saffet Irgat

29.03.2021
A+
A-

“Kırk Kuşağı”nın, “Ortodoks Marksizm”e pabuç bırakmayarak şiirlerini çoğaltan “Toplumcu-Gerçekçi” şairlerinin hemen hepsi, dizelerinde, çocuksu olmayan ve “çocukluk” denilen elbiseyi giyinmeyen çocuk merkezli bir dili kullanmaya özen göstermişlerdir.

1915-1971 yılları arasında yaşayan Cahit Saffet Irgat, bu özeni diğer isimlerden daha fazla sergilemesiyle ayrı bir yerde durmaktadır.

Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinde gözlerini hayatla buluşturan; Reşat Nuri Güntekin ve Ratip Aşir tarafından oyunculuğa teşvik edilen; “kötü yol”a saptığı düşüncesiyle ailesi tarafından reddedilen Irgat, “Kırk Kuşağı”nın bir şairi olarak reddedilmesini; trajedinin, ezikliğin değil mücadelenin dağarcığından okuyarak bu dili olgunlaştırmıştır.

Ona göre çocuk, dünyada trajediler yüklenerek yaşamasa da aslında “çocuk” olarak görüldüğü için zaten bir trajediler yumağı içinde bırakılmaktadır. Çocuğu bu yumaktan ancak, ona ait olan bir dilin kurtarabileceğine inandığı için Irgat çocuk merkezli dili şiirlerinde konumlandırmıştır.

Irgat aynı zamanda bu dili, çocuğun “bireysel” duruşunu kabullendirmek için merkezine yerleştirmiştir.

Çocuk trajedisi üzerinden pirim yapmaya çalışan; ırkçı imzalar dışında, “Ortodoks Marksizm” e gönül düşürerek ün pekiştirenlere de bu dil aracılığıyla aba üstünden sopa sallayan ve toplumsal bilince inanan Irgat, bu bilincin, önce çocuktan ve çocuğu “birey” olarak görmekten ve kabullenmekten başladığını bildiği için dili çocuk merkezlidir.

Ona göre ırkçı imzalar, felaketten felaket beğenmek zorunda bırakılan ülkesinde ve dünyada olup bitenlere çocuk trajedisi üzerinden pirim yaparak, laf olsun diye karşı çıkarlarken, diğer gruba dâhil olanlarsa genele hitap ettikleri için çocuğu ve onun dünyasını görmezden gelmektedirler.

Irgat bu iki davranış şeklinin, trajediyi travmayla yoğuracağını, elde, incir çekirdeğini dolduracak bir kazanç bırakmayacağını gözlemlediği için, kendilerine “büyük” diyenleri, bu dil aracılığıyla çocuğun; olabildiğince derin, geniş ve “bireysel” duruşunu gözler önüne sermek için can atan dünyasını keşfe çağırmaktadır.

Keşfi “gerçekten” gerçekleştirenlerin kendilerini çuvaldızlayacaklarına ve çocuğun dilini artık bağlamayacaklarına, onun üzerinden nemalanmayacaklarına inanan Irgat, keşfi umursamayanları ise, yine bu dil aracılığıyla, “bireysel” duruşunu gerçekleştiren çocuk tarafından bir şekilde cezalandırılacaklarını hatırlatarak uyarmaktadır.

Irgat’a göre ırkçı ve “Ortodoks Marksist” imzalar, “gele-nek” kavramını da çocuğun kendisini önce “birey” olarak görmesini ve kabul ettirmesini engellemek amacıyla ya körü körüne kabullenmektedirler.

“Gelenek” kavramının çocuğun büyüme aşamasında da peşini bırakmayacağını, “erkek ya da “kadın”; “anne” ya da “baba” olduğunda da onu belirleyeceğini, sınırlandıracağını düşünen Irgat, felaketi, her anlamda yaşamak istemeyen insanların “gelenek” kavramıyla yollarını ayırarak kendi anlayış biçimlerini somutlaştırmaları gerektiğini vurgulamıştır.

Bu vurgu, iki çocuk sahibi olan Irgat’a “babalık” konumunu sadece dize üzerinde değil kendi hayatında sorgulama yolunu açtığı için, kendi çocuklarını, körü körüne kabullenilen “gelenek” dışında yetiştirmesine yardımcı olmuştur.

Irgat’a bu bağlamda, iki çocuğunu dünyaya getiren Mina Urgan; “annelik” etiketini “dürtü” gibi verili olduğu zannedilen bir unsurla değil, “birey” oluş ile özdeşleştirirken sorgulamayı ihmal etmeyerek, etiketlerin varlığını hiçe sayarak yetiştirerek yardımcı olmuştur.

Bu yardımlaşmanın ürünlerinden Zeynep Irgat babası gibi tiyatroda, Mustafa Irgat da yine babası gibi şiirde “gelenek” kavramını yeniden konumlandırmışlardır.

1950-1995 yılları arasında yaşayan, dosyalarda kalan şiirleri Ahmet Güntan’ın gayretiyle “Sonu Zor” adı verilerek 2011 yılında “Yapı Kredi Yayınları”nca yayımlanan yine bu yayınevinden; 1993 yılında “Ait’siz Kimlik Kitabı” adını verdiği şiir kitabını ve sinema üzerine düşüncelerini paylaştığı “Duhuldeki Deney”i 1995 yılında çıkaran Mustafa Irgat’a; kimliksiz, tarihsiz, tarifsiz; asimetrik ve atipik bir poetik düzlem üzerinde yükselen şiirleri yazdıran, yeniden ve sorgulanarak konumlandırılan    “gelenek” tir.

Şiirlerinden bazıları; Memet Fuat tarafından derlenerek “Seçme Şiirler” başlığıyla  “Adam Yayınları’nca 1998 yılında yayımlanan; anıları, Turgut Çeviker sayesinde derlenerek ve yayına hazırlayarak “Notus Kitap Yayınevi”nin “Tavanarası Kitaplığı”nın ilk kitabı olarak ve “Çok Yaşasın Ölüler” adı verilerek yayımlanan Cahit Saffet Irgat; “Ortodoks Marksizm”le alışverişe kalkışmayan “Toplumcu-Gerçekçi” bir şair olarak, dizelerine yedirdiği çocuk merkezli diliyle ve yaşantısıyla, özelde bağlı bulunduğu akımın genelde, edebiyatın “ge-lenekçi” anlayışını tersyüz ederek, adını yirmi birinci yüz-yılın ilk çeyreğine taşımıştır.

Adlarını hiç olmazsa çeyrek asır yaşatmak gibi bir dertleri olan, her türlü anlayışın şairine, yazarına; aktörüne, aktrisine ise söyleyeceklerinin bitmesi, dinlemek ve okumak, onlar için hâlâ geçerli ve gerekli bir uğraşsa; mümkün değildir.

REKLAM ALANI
YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
14 Nisan 2021
12 Nisan 2021
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

betmarinoaresbetbetnanoasyabahismroyunbahigomobilbahisbets10imajbetbetper