DOLAR7,349
EURO8,8318
ALTIN407,56
BIST1530,24
AdanaAdıyamanAfyonAğrıAksarayAmasyaAnkaraAntalyaArdahanArtvinAydınBalıkesirBartınBatmanBayburtBilecikBingölBitlisBoluBurdurBursaÇanakkaleÇankırıÇorumDenizliDiyarbakırDüzceEdirneElazığErzincanErzurumEskişehirGaziantepGiresunGümüşhaneHakkariHatayIğdırIspartaİstanbulİzmirK.MaraşKarabükKaramanKarsKastamonuKayseriKırıkkaleKırklareliKırşehirKilisKocaeliKonyaKütahyaMalatyaManisaMardinMersinMuğlaMuşNevşehirNiğdeOrduOsmaniyeRizeSakaryaSamsunSiirtSinopSivasŞanlıurfaŞırnakTekirdağTokatTrabzonTunceliUşakVanYalovaYozgatZonguldak
Bursa 8°C
Yağışlı
Kent Gazetesi

Fırat Yılmaz Çakıroğlu

22.02.2021
70
A+
A-

Kıymetli Okurlar, bu haftaki köşe yazımı Ege Üniversitesi Kampüsünde 20 Şubat 2015 yılında PKK’lı teröristler tarafından şehit edilen Fırat Yılmaz Çakıroğlu kardeşimize ayıracağım. Evet, 2015 yılının şubat ayında aldılar Fırat’ımızı bizden… Özlem annemizin bağrına kor gibi düştü evlat acısı… Fuat babamızın boğazına düğümlendi bütün kelimeler… Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü dördüncü sınıf öğrencisiydi Fırat Yılmaz Çakıroğlu… Başarılıydı. İdealleri vardı ve ileride çok iyi bir tarihçi olacağına dair hiç kimsenin şüphesi yoktu. Ülkücüydü Fırat Yılmaz Çakıroğlu… Dava arkadaşımız, gönüldaşımızdı. Ülküsünün mürüvvetini görmek için hem okul derslerine çalışıyor hem de ülkücü hareketin Üniversite teşkilatına başkanlık yapıyordu. İnancı gereği, üniversitelere yuvalanan, kendilerine kasıtlı olarak açılan alanları menfur ve meş’um fikirleri ile dolduran, öğrenci maskeli, bölücü terör örgütü PKK sempatizanları ile sık sık karşı karşıya geliyordu. Öyle ya, devletin üniversitesinde devlete baş kaldıran bir kanlı örgütün propagandası yapılamazdı. Fakat yapılıyordu. Birileri bu ihanete göz yumuyor, görmemezlikten geliyordu. Üniversiteler, özerk yapıları ile zaten bu tarz ihanet şebekeleri için bulunmaz hind kumaşıydı. Hala da öyle değil mi? Fırat ve arkadaşları, üniversiteleri devlete meydan okuma alanları olarak görenlere karşı mücadele başlattı. Örgütün sözde paçavralarını, broşür ve bildirilerini Üniversite’nin tertemiz duvarlarından söküp attılar. Okulda Türk bayrağından başka hiçbir sembolü kabul etmediklerini ve bu anlayışa sahip hiç kimseye rahat yüzü göstermeyeceklerini ilan ettiler. Fırat ve arkadaşlarının bu duruşu yeni değildi. Bu asil ve vakarlı duruş 4 Ocak 1968 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencisi Ruhi Kılıçkıran’ın Ankara Site yurdunda şehit edilmesinden bu yana devam ede gelen bir duruştu. Türk- İslam Davasının ilk şehidi olan Ruhi Kılıçkıranhangi saiklerle ve inançla hareket edip şehadete koştuysa her bir ülkücü de aynı saik ve duygularla hareket etmekteydi… Fırat’ta, Devlete baş kaldıran bu öğrenci maskeli teröristlere karşı göğsünü siper etmeyi milli bir vazife addediyor ve uğrunda ölümleri göze alarak ülkücülüğünün gereğini yapıyordu. Megafon elinde söylediği şu sözler inancının kaviliğini ispata kafiydi. ‘’ Bu mücadeleyi yirmi kişide kalsak, otuz kişide kalsak bu vatan hainlerine, şerefsizlere karşı yürüteceğiz Allah’ın izniyle ‘’ böyle haykırıyordu o kadife sesiyle… Haykırışı çağlar aşan bir haykırıştı. Ta Kürşat’ın kırk yiğidi ile Çin Sarayını bastığı kör gecenin şafağında makes buluyordu bu cümleler… Osman Gazi’nin atının nal seslerinin köhne Bizans’ın burçlarında yankılandığı gibi yankılanıyordu. Fatih’in ordularıyla bir inanmışlık abidesi kesilip ‘’ Ya Sen beni, Ya ben seni alırım ‘’ sözlerinde ruh buluyordu… Tarihi bir misyonun taşıyıcısı ve Türk – İslam Davasının mümeyyiz savunucusuydu Ülkücüler… Devlet-i Ebed Müddet için ömürlerini feda etmeyi en büyük armağan olarak gören anlayışın sahipleriydiler. Öyle diyordu Fırat’ın annesi Özlem Annemiz; ‘’Fırat varlığını Türk varlığına armağan etmiştir. ‘’

O gün Ege Üniversite’sinde yaşananlar asla unutulmayacaktır. Fırat’ın bıçaklanarak şehit edilişi ve şehadetinde ki sis perdesini kaldırmak ve kurgulanan oyunu anlamak her ülkücünün boynunun borcudur.Dünde, bugünde ve yarında bir takım şer odaklarının üniversiteler üzerinden yapmak istediği şey, asıl yapılmak istenilen planın provası olduğu unutulmamalıdır. Fırat’ı katleden hainin de mahut zihniyete sahip cemi cümlesinin de bildiği bir şey vardır ki, bu ülkede Ülkücüler var oldukça hiç kimse hain emellerini gerçekleştirme fırsatı bulamayacaktır. ‘’ Fena Fid Devle Ve’l Mille ‘’makamına nail olmuş onun sırrına ermiş yani devlet ve millet yolunda kendinden, nefsinden geçmiş ülkücüler var oldukça hiçbir sinsi oyunun gerçekleşme ihtimali yoktur. Fırat Yılmaz Çakıroğlu bizim canımız ciğerimiz, her şeyimizdi. Elbette hiçbir şey O’nu artık geri getiremeyecektir. Fakat, biz inanıyoruz ki, ‘’ Allah yolunda ölenler ölü değildir. ‘’ Ve yine inanıyoruz ki,Fırat’ımızın yeri artık cennettir. Ay yüzlümüz Peygamber-i Zişan’a  ve şühedaya komşudur. Mekânı cennet olsun. Vatan, Millet ve Devlet sağ olsun…

Kıymetli Okurlar, bu haftaki köşe yazımı Ege Üniversitesi Kampüsünde 20 Şubat 2015 yılında PKK’lı teröristler tarafından şehit edilen Fırat Yılmaz Çakıroğlu kardeşimize ayıracağım. Evet, 2015 yılının şubat ayında aldılar Fırat’ımızı bizden… Özlem annemizin bağrına kor gibi düştü evlat acısı… Fuat babamızın boğazına düğümlendi bütün kelimeler… Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü dördüncü sınıf öğrencisiydi Fırat Yılmaz Çakıroğlu… Başarılıydı. İdealleri vardı ve ileride çok iyi bir tarihçi olacağına dair hiç kimsenin şüphesi yoktu. Ülkücüydü Fırat Yılmaz Çakıroğlu… Dava arkadaşımız, gönüldaşımızdı. Ülküsünün mürüvvetini görmek için hem okul derslerine çalışıyor hem de ülkücü hareketin Üniversite teşkilatına başkanlık yapıyordu. İnancı gereği, üniversitelere yuvalanan, kendilerine kasıtlı olarak açılan alanları menfur ve meş’um fikirleri ile dolduran, öğrenci maskeli, bölücü terör örgütü PKK sempatizanları ile sık sık karşı karşıya geliyordu. Öyle ya, devletin üniversitesinde devlete baş kaldıran bir kanlı örgütün propagandası yapılamazdı. Fakat yapılıyordu. Birileri bu ihanete göz yumuyor, görmemezlikten geliyordu. Üniversiteler, özerk yapıları ile zaten bu tarz ihanet şebekeleri için bulunmaz hind kumaşıydı. Hala da öyle değil mi? Fırat ve arkadaşları, üniversiteleri devlete meydan okuma alanları olarak görenlere karşı mücadele başlattı. Örgütün sözde paçavralarını, broşür ve bildirilerini Üniversite’nin tertemiz duvarlarından söküp attılar. Okulda Türk bayrağından başka hiçbir sembolü kabul etmediklerini ve bu anlayışa sahip hiç kimseye rahat yüzü göstermeyeceklerini ilan ettiler. Fırat ve arkadaşlarının bu duruşu yeni değildi. Bu asil ve vakarlı duruş 4 Ocak 1968 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencisi Ruhi Kılıçkıran’ın Ankara Site yurdunda şehit edilmesinden bu yana devam ede gelen bir duruştu. Türk- İslam Davasının ilk şehidi olan Ruhi Kılıçkıranhangi saiklerle ve inançla hareket edip şehadete koştuysa her bir ülkücü de aynı saik ve duygularla hareket etmekteydi… Fırat’ta, Devlete baş kaldıran bu öğrenci maskeli teröristlere karşı göğsünü siper etmeyi milli bir vazife addediyor ve uğrunda ölümleri göze alarak ülkücülüğünün gereğini yapıyordu. Megafon elinde söylediği şu sözler inancının kaviliğini ispata kafiydi. ‘’ Bu mücadeleyi yirmi kişide kalsak, otuz kişide kalsak bu vatan hainlerine, şerefsizlere karşı yürüteceğiz Allah’ın izniyle ‘’ böyle haykırıyordu o kadife sesiyle… Haykırışı çağlar aşan bir haykırıştı. Ta Kürşat’ın kırk yiğidi ile Çin Sarayını bastığı kör gecenin şafağında makes buluyordu bu cümleler… Osman Gazi’nin atının nal seslerinin köhne Bizans’ın burçlarında yankılandığı gibi yankılanıyordu. Fatih’in ordularıyla bir inanmışlık abidesi kesilip ‘’ Ya Sen beni, Ya ben seni alırım ‘’ sözlerinde ruh buluyordu… Tarihi bir misyonun taşıyıcısı ve Türk – İslam Davasının mümeyyiz savunucusuydu Ülkücüler… Devlet-i Ebed Müddet için ömürlerini feda etmeyi en büyük armağan olarak gören anlayışın sahipleriydiler. Öyle diyordu Fırat’ın annesi Özlem Annemiz; ‘’Fırat varlığını Türk varlığına armağan etmiştir. ‘’

O gün Ege Üniversite’sinde yaşananlar asla unutulmayacaktır. Fırat’ın bıçaklanarak şehit edilişi ve şehadetinde ki sis perdesini kaldırmak ve kurgulanan oyunu anlamak her ülkücünün boynunun borcudur.Dünde, bugünde ve yarında bir takım şer odaklarının üniversiteler üzerinden yapmak istediği şey, asıl yapılmak istenilen planın provası olduğu unutulmamalıdır. Fırat’ı katleden hainin de mahut zihniyete sahip cemi cümlesinin de bildiği bir şey vardır ki, bu ülkede Ülkücüler var oldukça hiç kimse hain emellerini gerçekleştirme fırsatı bulamayacaktır. ‘’ Fena Fid Devle Ve’l Mille ‘’makamına nail olmuş onun sırrına ermiş yani devlet ve millet yolunda kendinden, nefsinden geçmiş ülkücüler var oldukça hiçbir sinsi oyunun gerçekleşme ihtimali yoktur. Fırat Yılmaz Çakıroğlu bizim canımız ciğerimiz, her şeyimizdi. Elbette hiçbir şey O’nu artık geri getiremeyecektir. Fakat, biz inanıyoruz ki, ‘’ Allah yolunda ölenler ölü değildir. ‘’ Ve yine inanıyoruz ki,Fırat’ımızın yeri artık cennettir. Ay yüzlümüz Peygamber-i Zişan’a  ve şühedaya komşudur. Mekânı cennet olsun. Vatan, Millet ve Devlet sağ olsun…

REKLAM ALANI
YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
1 Mart 2021
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.