DOLAR8,6825
EURO10,5718
ALTIN527,014
BIST1432,93
AdanaAdıyamanAfyonAğrıAksarayAmasyaAnkaraAntalyaArdahanArtvinAydınBalıkesirBartınBatmanBayburtBilecikBingölBitlisBoluBurdurBursaÇanakkaleÇankırıÇorumDenizliDiyarbakırDüzceEdirneElazığErzincanErzurumEskişehirGaziantepGiresunGümüşhaneHakkariHatayIğdırIspartaİstanbulİzmirK.MaraşKarabükKaramanKarsKastamonuKayseriKırıkkaleKırklareliKırşehirKilisKocaeliKonyaKütahyaMalatyaManisaMardinMersinMuğlaMuşNevşehirNiğdeOrduOsmaniyeRizeSakaryaSamsunSiirtSinopSivasŞanlıurfaŞırnakTekirdağTokatTrabzonTunceliUşakVanYalovaYozgatZonguldak
Bursa 27°C
Az Bulutlu
Kent Gazetesi

MİLLİ MÜCADELE’NİN ÜZERİNE

21.05.2021
A+
A-

Türk devletinin varlığını, birliğini ve dirliğini, Türk vatanının namusunun, Türk milletinin istiklal ve istikbalinin emperyalist güçlere karşı, milli mücadele neticesinde kanlarımız, canlarımız pahasına kazanmamızın üzerinden yüz yıldan fazla süre geçti. Hafızalarımızı diri tutmak, anılarımızı canlandırmak, çekilen çileleri, meşakkati devamlı hatırlamak mecburiyetinde olduğumuzu unutmamalıyız.  Millî Mücadele meşalesini tutuşturanları, o meşaleyi elden ele, gönülden gönüle ulaştıranları, en zor şartlarda Samsun’a ilk adımı atıp Anadolu’yu karış karış hürriyet aşkıyla dokuyanları, Gazi Meclis’in teşekkülünde gayretleriyle sebkat edenleri, hem askeri hem de sivil bu mücadeleye omuz verenleri hayırla yad etmek sorumluluğunun bir vicdan borcu olduğunu daima hatırlamalıyız. Koskoca Cihan Devlet’inden geriye kalan vatan toprağının ne şartlar altında kurtarılabildiğini, devletin variyetinin hangi zorluklarla temin edildiğini, Türk milletinin nasıl bir ahval ve şerait içinde yek vücut olabildiğini hafızamızdan bir lahza çıkarmamalıyız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Kazım Karabekir, Mareşal Fevzi Çakmak, İsmet İnönü, Celal Bayar, Rauf Orbay ve nice askerî erkan ile birlikte Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Diyap Ağa ve Necip Soydan gibi şair, edip, mülki amir ve kanaat önderlerini de hürmetle yad etmeli isimlerini yaşatmalıyız. Trablusgarp’ın işgali ile başlayan ve Balkan Harbi ile fecaat boyutuna ulaşan mağlubiyetler silsilesi İkinci Balkan Harbi ve 1. Dünya Savaşları ile Türk tarihinin en parlak güneşi ve zirvesi çapında ki Osmanlı Cihan Devleti’ni yıkımın eşiğine getirmiştir. Evet On yıl kesintisiz süren savaş, imparatorluğun geniş toprakları üzerine yayılarak adeta her nokta da ayrı bir destana ayrı bir drama ayrı bir hikâyeye medar olmuştur. Bu netameli yıllarda yüzyıllardır elimizde vatanlaşmış toprakların müdafaası ve bu müdafaalara mevzu olmuş kahraman Mehmetçiğimizin azim ve fedakarlığı batan güneşin parlayan ziyaları olarak tarihe kazınmıştır. Trablusgarp’ta Mehmetçiğin gözyaşı, Balkanlara düşmüş, Sarıkamış’ta Enver Paşa’nın donan göz yaşı Anafartalar’da Mustafa Kemal Paşa’da kor olmuş, Balkanların kaybında ki acı ve hüzün İstanbul’un sokaklarına insan seli olarak dökülmüş, Kut’ül Amare’de de ki zafer Halil Paşanın şahsında tablolaşmış, Medine Müdafaasında Fahrettin Paşa ile Muhammedi muhabbet Türk milletinin ruhunda heykelleşmiş, Yemen’e giden Mehmetçik’in emsalsiz şecaati türkülere kazınmış, vatanın her köşesi ay ve yıldız bayrağa örtülü milyonlarca şühedaya ebedi istirahatgâh olmuştur. On yıl süren ve Türk’ün makus talihini bir türlü kıramadığı yıllar olarak tarihe geçen bu netameli senelerde bile ne kadar büyük bir millet ve kökleri derinlerde bir devlet olduğumuzu tüm cihana göstermişizdir.

 

Her şeyin bittiği zannedilen, Türk milletinin tarihten silinmesi projesi olarak nitelenen Sevr’in dikte edildiği bir hengamda bir avuç Türk’ün ümitsizliğe, yılgınlığa, yorgunluğa, bıkkınlığa, dayatılan esarete razı olmayan bir iradeyle, dinginliğe, cesarete, istiklal ve istikbale, mukaddesata, varlığımıza, birliğimize doğru başlattıkları kutlu yürüyüş, bir çığ gibi büyümüş ve Anadolu’yu namerde muhtaç olmaktan kurtarmıştır.

 

Bu istiklal ve istikbal hikayesi La Fontaine masalları gibi dinlenilmemeli, aşk romanı okur gibi okunmamalı, Hollywood sinemalarını izler gibi seyredilmemelidir. 1912′ de başlayan meşum hadiseler zinciri, mağlubiyetler silsilesinin sonunda koca imparatorluğun tasfiyesine kadar uzanan ibretlik tablonun, iman ordusu tarafından ters yüz edilmesi, Mehmetçiğin destanlaşması, Erkan-ı Harbiye’nin dehalaşması tarihi bir şuurla tahlil edilmelidir.

 

Gittikçe dünyevileştiğimiz bir vetirede, Türk milleti olarak elbette hayata sımsıkı bağlanmalı, dünya nimetlerinden helali ölçüsünde istifade etmeliyiz fakat hürriyetimize, istiklalimize, istikbalimize kast edildiği vakit, tıpkı yüz yıl önce olduğu gibi ölümü her an göze alabilecek, dünyayı ve içinde ki her şeyi tek celse de boşayabilecek iradeye sahip olmalıyız. Tarihimiz bu fedakarlığı yapmış tabloluk kahramanları sinesinde hazine gibi saklamakta ve bizlere ilham olacak adanmışlıklarını silinmez mürekkebiyle yazmaktadır.

 

 

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

betmarinoaresbetbetnanoasyabahismroyunbahigomobilbahisbets10imajbetbetper