DOLAR 16,6976
EURO 17,4051
ALTIN 982,447
BIST 2426,29
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa °C
Kent Gazetesi

Vefa ve sadakat üstüne

31.03.2022
A+
A-

Sadakat;  doğru düşünmek, doğru konuşmak, doğru davranış sergilemek ve aynı zamanda doğruluğu kalpte korumak demektir. Bu mânâdaki sadakat, izafî bir tabir olup belli bir ölçüsü de yoktur.

Yaz Spor Okulları

Sıdk sıfatı da; tıpkı ismet, emanet, tebliğ ve fetanet gibi, enbiyâ-i izâmın(kalp, söz ve davranış bütünlüğü içinde tamamen Allah’a inanan kimseler) sahip olduğu sıfatlardandır. Bu sıfatlar, onların hususiyetlerindendir. Kâmil mânâda herhangi bir kimsede bulunup bir başkasında bulunmayan özellik demektir. Dolayısıyla sadakat, zirve noktada Enbiyâ-i İzâmda bulunur.

Ve onu sadece ‘söz doğruluğu’ şeklinde yorumlamak da eksik bir anlayıştır.  Sadıklar, kalpleri doğrulukla dopdolu olan ve tamamen Allah’a kilitlenen insanlardır. Onların kalbî dünyalarındaki bu durum, her zaman davranışlarına da aksedecektir. Zira onların kalpleriyle, söz ve davranışları arasında herhangi bir farklılık söz konusu değildir.

Vefa da, tıpkı sadakat gibi ölçüsü tam bilinemeyen izafî bir tabirdir. Vefa, birine karşı ister baştan verilen, isterse verilip kendisine hatırlatılan şeylere karşı borcunun şuurunda olarak o borcu eda etmek demektir.

Bu da, çok defa karşılıklı mukaveleler şeklinde gerçekleşir. Nitekim Cenâb-ı Hak, “Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki, Ben de size karşı ahdimi yerine getireyim.”

 Yani Bana karşı vefalı olun, verdiğiniz sözü davranışlarınızla yerine getirin ki, Ben de bu mukavelede size verdiğim sözü gerçekleştireyim, buyurur.

Ayrıca şu iki âyet-i kerimede de “Siz Beni anın ki Ben de sizi anayım.”

“Eğer siz Allah’a (Allah’ın dinine) yardım ederseniz O da size yardım eder.” buyrulmaktadır ki, bu türlü durumlarda yerine getirilen şeylerin hepsi birer vefa ifadesidir.

Vefalı olmak, bir taraftan sadakat gereken zata karşı o his ve tavrımızı korumak, bir diğer taraftan sorumluluğumuzun şuurunda olmak ve onun gereklerini yerine getirmek, bir başka açıdan da, onun teveccühü ölçüsünde ona teveccühte bulunmak demektir.

Tüm bunların ardından kendimize bir bakalım; Yaşarken birbirimize yakınlığımız veya uzaklığımızı, samimiyet yada mesafeli konumumuzu, muhabbet veya suskunluğumuzu neye göre saptar olduk hiç kendinize sordunuz mu ?

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.