28 Nisan’da Fabrikalarda Yükselen Ses
İş Cinayetlerine Karşı Mücadele ve Dayanışma Çağrısı
28 Nisan İş Cinayetlerinde Hayatını Kaybedenleri Anma ve Mücadele Günü kapsamında, Birleşik Metal-İş Sendikası’nın örgütlü olduğu fabrikalarda vardiya giriş ve çıkışlarında eş zamanlı basın açıklamaları gerçekleştirildi. Türkiye’nin farklı sanayi merkezlerinde yer alan Arıtaş Kriyojenik, Asil Çelik, S.C.M., Standex ve Türk Prysmian Kablo fabrikalarında okunan açıklamalarda, iş cinayetlerine karşı mücadele çağrısı yinelenirken, Ankara’da hakları için direnişlerini sürdüren Doruk Madencilik işçilerine de güçlü bir dayanışma mesajı verildi. Açıklamalarda sık sık “Doruk maden işçisi yalnız değildir!” sloganı öne çıktı.
İş cinayetleri: Önlenebilir bir toplumsal sorun
Sendikanın açıklamasında, 28 Nisan’ın yalnızca bir anma günü olmadığı, aynı zamanda iş cinayetlerinin önlenmesi için küresel bir mücadele günü olduğuna dikkat çekildi. İşyerlerinin, gerekli önlemler alınmadığında işçiler için ölümcül riskler barındırdığı vurgulanırken, bu risklerin ortadan kaldırılmasının işverenlerin ve devletin temel sorumluluğu olduğu ifade edildi.
Türkiye’de işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında yaşanan sorunların yapısal olduğuna işaret edilen açıklamada, sendikasız ve denetimsiz işyerlerinde gerekli önlemlerin alınmadığına dikkat çekildi. İSİG Meclisi verilerine göre yalnızca 2025 yılında en az 2105 işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği, hayatını kaybedenlerin 94’ünün ise çocuk olduğu bilgisi paylaşıldı.
Çocuk işçiliği ve MESEM sistemi eleştirisi
Açıklamada, özellikle son yıllarda yaygınlaşan Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) sistemi de sert şekilde eleştirildi. Bu sistemin çocukları erken yaşta çalışma hayatına sürüklediği, onları hem iş cinayetlerine hem de çeşitli istismar biçimlerine açık hale getirdiği belirtildi. Çocuk işçiliğinin artmasının, iş güvenliği sorunlarının en çarpıcı göstergelerinden biri olduğu vurgulandı.
Geçmişten bugüne cezasızlık ve adaletsizlik
Dilovası, Soma, Hendek, Ermenek, Davutpaşa ve Torunlar gibi Türkiye’nin hafızasında derin izler bırakan iş cinayetleri hatırlatılarak, bu olayların ortak noktasının “önlenebilirlik” olduğu ifade edildi. Açıklamada, bu felaketlerin ardından gerçek sorumluların çoğu zaman yargılanmadığı, yargı süreçlerinin ise cezasızlıkla sonuçlandığı belirtildi.
Soma faciasında kamu görevlilerinin zaman aşımıyla korunması ve diğer davalarda adaletin sağlanamaması, mevcut sistemin işçiler aleyhine işlediğinin göstergesi olarak değerlendirildi. İşverenlerin kâr hırsı uğruna en basit önlemleri dahi almaktan kaçındığı ve bunun bedelini işçilerin hayatlarıyla ödediği vurgulandı.
“Örgütlü mücadele yaşatır”
Sendika, mevcut koşullarda işçilerin yaşamlarını koruyabilmesinin tek yolunun örgütlenmek ve birlikte mücadele etmek olduğunu belirtti. Açıklamada, sendikal örgütlenmenin ve toplu pazarlık hakkının önündeki engellerin kaldırılmasının hayati önem taşıdığı ifade edildi.
Bu kapsamda öne çıkan talepler şöyle sıralandı:
- İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinde taşeronlaştırmaya son verilmesi
- İş cinayetlerini önlemek için tüm önlemlerin eksiksiz uygulanması
- Bağımsız ve şeffaf denetim mekanizmalarının kurulması
- Meslek hastalıklarının gerçek verilerle tespit edilmesi
- Sorumluların cezasızlıktan kurtarılarak adil biçimde yargılanması
- Sendikalaşma ve toplu pazarlık hakkının önündeki engellerin kaldırılması
Doruk Madencilik işçilerine destek
Açıklamalarda ayrıca Ankara’da 17 gündür direnişte olan ve 9 gündür açlık grevi yapan Doruk Madencilik işçilerine de özel bir yer ayrıldı. Metal işçileri, hakları için mücadele eden madencileri selamlayarak dayanışma mesajlarını yineledi.
“Yaşamak ve yaşatmak için mücadele”
Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Yönetim Kurulu imzasıyla yayımlanan açıklama, “Neoliberal politikaların dayattığı güvencesiz çalışma düzenine karşı örgütlenmek ve mücadeleyi büyütmek hayati önemdedir” vurgusuyla sona erdi. İşçilerin insanca çalışma koşulları ve yaşam hakkı için mücadeleye devam edeceği mesajı verildi.
28 Nisan vesilesiyle yapılan bu açıklamalar, Türkiye’de işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında süregelen sorunları bir kez daha gündeme taşırken, örgütlü mücadelenin önemini güçlü bir şekilde ortaya koydu.
