Yusuf Özhan Tali: Oyunculuk Bir Varoluş Biçimi
Uzun zamandır Berlin Film Festivali’ne gidiyorum. Film festivaline giderken, film izlemekten fırsat bulduğum zamanlarda sinemayı Almanya’da yapan dostlarla tanışıyorum. Uzun zamandır tanıdığım Yusuf Özhan Tali’nin sinema çalışmalarını merak ediyordum İstanbul’a, oradan Paris ve New York’a uzanan bir oyunculuk eğitimi yolculuğu var.
Genç oyuncu Yusuf Özhan Tali, oyunculuğu yalnızca bir meslek değil, bir varoluş biçimi olarak tanımlıyor. Disiplinli eğitimi, uluslararası deneyimi ve sanata olan tutkusu ile dikkat çeken Tali ile oyunculuk serüvenini, çalışma yöntemlerini ve hedeflerini konuştuk.
Haluk Yalçınkaya: Almanya’da yaşayan bir ailenin evladısın, Almanya’ya nasıl gelmişler? Türkiye’ye gidip geliyor musun?
Yusuf Özhan Tali: Önce annem gelmiş, sonra babam gelmiş. Annem ev hanımı, babam ise taksi işletmeciliği yapıyor. Sık sık Türkiye’ye gidiyorum. Hatta orada Tiyatro Teras’ta eğitim almıştım.
Haluk Yalçınkaya: Tiyatroya ve sinemaya ilgin nasıl başladı?
Yusuf Özhan Tali: Çocukluğumdan beri film izlemeyi çok severim. Sanata hep ilgim vardı. 12–13 yaşlarında şiir yazıyordum, enstrümanlara ilgim vardı; saksafon ve bir dönem bağlama çaldım. Ama asıl olarak film sahnelerini evde tek başıma canlandırmaya çalışırdım. Hatta o dönemlerden videolarım bile var. Yani aslında oyunculuk benim için çok doğal bir süreçte başladı.
Haluk Yalçınkaya: Berlin’de yaşayan bir Türk olarak oyunculuk eğitimlerini nerede aldın?
Yusuf Özhan Tali: Oyunculuk hayatıma Berlin’de Tiyatrot’ta başladım. Sonra Christian Wewerka isimli hocanın Non Acting sınıfına dahil oldum. Berlin’den ayrılıp İstanbul’da 4 yıl boyunca Tiyatro Teras’ta ve 4 yıl tiyatrosunda sahne aldım. İstanbul’a gittim ve yaklaşık dört yıl orada yaşadım. Tiyatro Teras adlı bir okulda eğitim gördüm. Arnavut yönetmen Şükrü Çavuşel hem eğitim veriyordu hem de oyunlarında yer alma imkânı sunuyordu. Bu süreçte hem eğitim aldım hem sahneye çıktım.
Bu süreçten sonra Actors Studio hocalarından Jack Waltzer’in sınıfında çalışmaya hak kazandım. Burada gördüğüm eğitim çok önemliydi. Ustanın eğitimi ve orada bulunan öğrencilerle çalışmak çok özeldi. David Proval gibi bir oyuncuyla aynı sınıfta çalışmak çok eğiticiydi.
Son olarak Lee Strasberg Institute’un hocalarından, benim için değerli olan Lola Cohen ile hem Paris’te hem de New York’ta çalışmalarıma devam ettim ve hâlâ devam ediyorum.
Haluk Yalçınkaya: Oyunculuk eğitiminde senin için önemli öğretmenlerinden bahseder misin?
Yusuf Özhan Tali: Oyunculuk hayatımda çok önemli iki hocam daha var. Biri Los Angeles’ta yaşıyor, bir dönem Paris’te eğitim veriyordu ve Dustin Hoffman’ın da hocasıydı. Onunla uzun süre çalıştım. Diğeri ise Wolla Kohen; New York’tan gelip Paris’te eğitim veriyordu. Ona oyunculukta “anne” diye hitap ederim. Hâlâ zaman zaman New York’a gidip derslerine katılıyorum. Bu iki isim oyunculuğuma yön veren en önemli kişiler oldu.
Haluk Yalçınkaya: Senin için en önemli sanat dalı, tiyatro mu, sinema mı?
Yusuf Özhan Tali: Şu an daha çok sinemaya odaklanıyorum ama tiyatrodan tamamen kopmuş değilim. İleride tekrar sahneye dönmek istiyorum.
Haluk Yalçınkaya: Kısa film çalışmalarından bahseder misin?
Yusuf Özhan Tali: Evet, yaklaşık 4-5 kısa filmde yer aldım. Çoğunu Berlin’de çektik. Genelde bir projede çalıştıktan sonra diğer yönetmenler de benimle çalışmak istedi.
Haluk Yalçınkaya: Rol model aldığın, beğendiğin oyuncular var mı?
Yusuf Özhan Tali: Daniel Day-Lewis’e hayranım. Disiplini ve mütevazılığı çok etkileyici. Dustin Hoffman da öyle. Özellikle Midnight Cowboy filmindeki performansı beni çok etkilemiştir.
Haluk Yalçınkaya: Bir role nasıl hazırlanıyorsun?
Yusuf Özhan Tali: Her oyuncunun yöntemi farklıdır. Ben karakterimi mümkün olduğunca derinlemesine anlamaya çalışıyorum. Eğer karakterin yaşadığı bir deneyimi ben yaşamadıysam, onu gerçek hayatta deneyimlemeye çalışırım. Örneğin tekerlekli sandalyedeki bir karakteri oynayacaksam, o deneyimi bizzat yaşayıp bedenimle hissetmek isterim. Empatiyi sadece zihinsel değil, fiziksel olarak da kurmak gerektiğine inanıyorum.
Haluk Yalçınkaya: Hangi filmlerde rol aldın?
Yusuf Özhan Tali: İlk filmim Kirpilerin Savaşı idi. Uzun süre çalıştım, çekimden yaklaşık 5 ay önce Türkiye’ye gidip orada yaşamaya başladım. Amacım karakterin yaşadığı kültürü gerçekten hissetmekti. Ayrıca filmde bir köpekle özel bir bağ vardı; bu yüzden o köpekle vakit geçirip gerçek bir ilişki kurdum. Bu rol, diğerlerinden farklı olarak daha çok kendimle yüzleştiğim bir süreç oldu. Sonra İlker Çatak’ın “Sarı Zarflar” filminde bir rolüm oldu. Altın Ayı ödülünü aldık. Çok mutluyum. Harika bir ekiple çalıştım.
Haluk Yalçınkaya: Kendinde öne çıkan özellikler neler?
Yusuf Özhan Tali: İngilizce, Almanca ve Türkçe biliyorum. Duygusal bir yapım var, bu da bazı karakterlerde derinleşmemi sağlıyor. Duyguyu kamera önünde yoğun şekilde ifade edebildiğimi düşünüyorum.
Haluk Yalçınkaya: Sanatın başka alanlarıyla ilgileniyor musun?
Yusuf Özhan Tali: Evet. Pandemi döneminde resim yapmaya başladım, özellikle yağlı boya çalışıyorum. Ayrıca dans etmeyi ve yazı yazmayı seviyorum. Bunların hepsi oyunculuğuma katkı sağlıyor. Hedefim dürüst bir sanatçı olmak. Bu dünyada biraz ışık bırakabilmek. Oyunculuk benim için bir meslekten öte, varoluşsal bir ihtiyaç.
soğuk Berlin şubatında Postdamar Platz’da bu güzel hoş sohbet için Yusuf Özhan Tali’ye teşekkür ederim. İyi Seyirler.

