“Kızıl Geyikler Hedef Değil, Bursa’nın Ortak Mirasıdır”
Z Doğa Derneği’nden Kızıl Geyik Av İhalesine Sert Tepki…
Bursa’da Kızıl Geyiklerin Av Turizmine Açılması Tartışma Yarattı
Bursa Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü tarafından kızıl geyiklerin av turizmi kapsamında ava açılmasına yönelik ihale sürecinin başlatılması, doğa koruma çevrelerinde geniş yankı uyandırdı. Türkiye’nin önemli yaban hayatı türleri arasında yer alan ve Bursa ormanlarının simgelerinden biri olarak kabul edilen kızıl geyiklerin av ihalesine konu edilmesi, özellikle genç çevreciler ve doğa savunucuları tarafından tepkiyle karşılandı.
Bursa merkezli faaliyet gösteren Z Doğa Derneği, yaptığı yazılı açıklamayla söz konusu ihale sürecine karşı çıktığını duyurdu. Dernek, yaban hayatının korunması gerektiğini vurgulayarak, kamu kurumlarının koruma çalışmaları yürüttüğü bir türün ekonomik gelir amacıyla av turizmine açılmasının toplumda ciddi soru işaretleri oluşturduğunu ifade etti.
“Kızıl Geyikler Bursa’nın Doğal ve Kültürel Kimliğinin Bir Parçası”
Z Doğa Derneği tarafından yapılan açıklamada, kızıl geyiklerin yalnızca bir yaban hayvanı olarak değerlendirilmemesi gerektiği belirtilerek, türün Bursa’nın doğal ve kültürel hafızasında önemli bir yere sahip olduğuna dikkat çekildi.
Dernek yetkilileri, kızıl geyiğin yüzyıllardır Bursa ormanlarında yaşayan ve bölgenin ekolojik dengesinin önemli unsurlarından biri olan özel bir tür olduğunu ifade etti. Açıklamada, derneğin logosunda da kızıl geyiğin yer aldığı hatırlatılarak bunun bilinçli bir tercih olduğu vurgulandı.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Yüzyıllardır bu topraklarda yaşayan kızıl geyik, ormanlarımızın sessiz tanığı ve doğal yaşamın en görkemli temsilcilerinden biridir. Bizim için yalnızca biyolojik çeşitliliğin bir parçası değil, aynı zamanda doğaya bakışımızın, koruma anlayışımızın ve ortak kültürel mirasımızın sembolüdür. Bu nedenle derneğimizin logosunda da kızıl geyik yer almaktadır. Kızıl geyiklerin bir av ihalesiyle gündeme gelmesi bizleri derinden üzmektedir.”
Kamuoyunda Şeffaflık Tartışması Başladı
Z Doğa Derneği, ihale sürecinin yalnızca avcılık açısından değil, kamuoyunun bilgilendirilmesi ve şeffaflık ilkeleri açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Açıklamada son yıllarda Bursa’daki kızıl geyik popülasyonuna ilişkin kamuoyuyla yeterli düzeyde bilgi paylaşılmadığı öne sürülerek, vatandaşların türün mevcut durumu hakkında sağlıklı verilere ulaşamadığı ifade edildi.
Dernek temsilcileri, av kotasının hangi bilimsel veriler doğrultusunda belirlendiği, son sayımlarda kaç kızıl geyiğin tespit edildiği ve popülasyonun yıllar içerisindeki değişiminin kamuoyuna açık şekilde anlatılması gerektiğini savundu.
Özellikle son dönemde Bursa’da yaban hayatına ilişkin koruma çalışmalarının sıkça gündeme geldiğini hatırlatan çevreciler, bu nedenle av ihalesi kararının toplumun farklı kesimlerinde şaşkınlık ve endişe yarattığını dile getirdi.
Dernek Başkanı Zeynep Göksu İnayet: “Öncelik Avcılık Değil Koruma Olmalıdır”
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Z Doğa Derneği Başkanı Zeynep Göksu İnayet, genç doğa savunucuları olarak kızıl geyiklerin av turizmi kapsamında ihale edilmesine karşı olduklarını söyledi.
İnayet açıklamasında şu görüşlere yer verdi:
“Doğayı ve yaban hayatını korumak amacıyla çalışan gençler olarak kızıl geyiklerin av turizmi kapsamında ihale edilmesini doğru bulmuyoruz. Korunması gereken bir türün, üstelik kamu kurumlarının koruma ve çoğaltma çalışmaları yürüttüğü bir türün avlanmasının teşvik edilmesi kamuoyunda haklı tartışmalara neden olmaktadır. Bizler önceliğin avcılık değil koruma olması gerektiğine inanıyoruz. Yaban hayatının geleceği ekonomik gelir hesaplarının önünde tutulmalıdır.”
İnayet, biyolojik çeşitliliğin korunmasının yalnızca çevrecilerin değil tüm toplumun ortak sorumluluğu olduğunu belirterek, yaban hayvanlarının yaşam hakkına saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı.
Sayım Sonuçları ve Bilimsel Verilerin Açıklanması Talep Edildi
Dernek açıklamasında ilgili kurumlara yönelik somut talepler de sıralandı.
Buna göre Z Doğa Derneği;
- Bursa genelindeki kızıl geyik sayısının güncel olarak açıklanmasını,
- Popülasyonun yıllara göre değişimine ilişkin bilimsel verilerin paylaşılmasını,
- Türün hangi bölgelerde yoğunlaştığının kamuoyuna duyurulmasını,
- Son yıllarda gerçekleştirilen sayım çalışmalarının sonuçlarının yayımlanmasını,
- Av kotasının hangi bilimsel kriterlere göre belirlendiğinin açıklanmasını,
- İhale sürecine ilişkin tüm bilgilerin şeffaf biçimde paylaşılmasını talep etti.
Dernek, kamuoyunun sağlıklı değerlendirme yapabilmesi için bu bilgilerin erişilebilir olması gerektiğini ifade etti.
“Bir Canlının Yaşam Hakkı Ekonomik Faaliyete Dönüştürülmemeli”
Z Doğa Derneği açıklamasında av turizmine yönelik etik eleştiriler de dile getirildi. Açıklamada, yaban hayatının yalnızca ekonomik değer üzerinden değerlendirilmesinin doğru olmadığı belirtilerek, canlıların yaşam hakkının ticari faaliyet konusu yapılmasına karşı çıkıldı.
Açıklamada şu görüşlere yer verildi:
“Yaban hayatı hepimizin ortak mirasıdır. Kızıl geyikler yalnızca ormanlarda yaşayan hayvanlar değil, Bursa’nın doğal kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bir canlının yaşam hakkının ekonomik bir faaliyete dönüştürülmesini doğru bulmuyoruz. Kızıl geyiklerin ihale konusu değil, koruma çalışmalarının konusu olması gerektiğine inanıyoruz.”
Doğa Severlere ve Kurumlara Ortak Sorumluluk Çağrısı
Açıklamanın sonunda tüm doğa severler, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler ve ilgili kamu kurumları ortak bir sorumluluk anlayışıyla hareket etmeye davet edildi.
Kızıl geyiklerin yalnızca bugünün değil gelecek nesillerin de ortak mirası olduğu vurgulanan açıklamada, Bursa’nın doğal zenginliklerinin korunmasının toplumsal bir görev olduğu ifade edildi.
Genç çevreciler, karar vericilere seslenerek koruma politikalarının güçlendirilmesini isterken, kamuoyuna da yaban hayatının korunması konusunda duyarlılık çağrısında bulundu.
Derneğin açıklaması, şu sözlerle sona erdi:
“Kızıl geyikler satılık değildir. Bursa’nın ormanlarında özgürce yaşamaya devam etmelidir. Doğanın gerçek sahibi canlıların yaşam hakkını savunmak hepimizin ortak sorumluluğudur.”