“Gerçeklerle yüzleşmeden refah inşa edilemez”
DEVA Partisi İl Başkanı Tayfun Öztürk’ten Lozan ve Ekonomi Üzerine Analiz
DEVA Partisi İl Başkanı Tayfun Öztürk, son yıllarda kamuoyunda sıkça dile getirilen “2023’te Lozan bitecek, madenlerimizi çıkarıp zengin olacağız” söylemine ilişkin kapsamlı bir değerlendirmede bulundu. Öztürk, söz konusu iddianın hukuki ve tarihsel bir dayanağının bulunmadığını belirterek, toplumun ekonomik sorunlarının komplo teorileriyle değil, rasyonel politikalarla çözülebileceğini vurguladı.
Lozan Antlaşması Süreli Bir Anlaşma Değildir
24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması’nın Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası alanda tanınmasını sağlayan kurucu belge olduğunu hatırlatan Öztürk, metnin açık hükümlerine dikkat çekti.
Yapılan incelemelerde:
-
Antlaşmanın belirli bir süreyle sınırlandırılmadığı,
-
“100 yıl sonra sona erecek” şeklinde herhangi bir hüküm içermediği,
-
Türkiye’nin yer altı kaynaklarını çıkaramayacağına dair bir yasak barındırmadığı
net şekilde görülmektedir.
Öztürk, “Lozan bir tapu senedidir. Süresi dolacak bir kira kontratı değildir” ifadelerini kullandı.
Madenler 1923’ten Bu Yana Çıkarılıyor
Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren maden işletme hakkının tamamen Türkiye’nin egemenlik yetkisinde olduğunu belirten Öztürk, 1930’lu yıllardan başlayarak kamu ve özel sektör eliyle çok sayıda maden sahasının işletmeye açıldığını hatırlattı.
Türkiye’nin bor, krom, bakır ve altın başta olmak üzere birçok madeni onlarca yıldır ürettiğine dikkat çeken Öztürk, “Eğer Lozan madenleri yasaklamış olsaydı, bugün mevcut üretim nasıl yapılacaktı?” sorusunu yöneltti.
“Gizli Maddeler” İddiasının Dayanağı Yok
Öztürk’e göre, özellikle 2010’lu yıllarda sosyal medyada yayılan “gizli maddeler” ve “100 yıllık süre” iddiaları akademik veya arşivsel bir belgeye dayanmıyor.
“Devlet arşivleri ortada, metin ortada. Hukuki belgeler yorumla değil, metinle okunur” diyen Öztürk, kamuoyunun bilinçli biçimde yanlış yönlendirilmesinin toplumsal beklenti yönetimini bozduğunu ifade etti.
Gıda Fiyatları Lozan’la Değil Ekonomi Politikalarıyla İlgili
DEVA Partisi İl Başkanı, son dönemde artan sebze fiyatlarına da değinerek, gıda enflasyonunun uluslararası bir antlaşmayla ilişkilendirilmesinin ekonomik gerçeklikle bağdaşmadığını söyledi.
Gıda fiyatlarını etkileyen temel faktörler arasında:
-
Tarımsal üretim maliyetleri (mazot, gübre, enerji)
-
Döviz kuru dalgalanmaları
-
İklim koşulları ve rekolte değişimleri
-
Arz-talep dengesi
-
Lojistik ve dağıtım maliyetleri
gibi makroekonomik değişkenlerin bulunduğunu belirtti.
Öztürk, “Ekonomik sorunları tarihsel mitlerle açıklamak kolaydır; zor olan, yapısal reformları hayata geçirmektir” dedi.
“Gerçekçi Politikalarla Güven İnşa Edilmeli”
Açıklamasının sonunda Tayfun Öztürk, ekonomik refahın bilgi temelli politika üretimiyle mümkün olacağını vurguladı. Toplumun beklentilerinin komplo teorileri üzerinden şekillendirilmesinin uzun vadede hayal kırıklığı yarattığını belirten Öztürk, şu değerlendirmede bulundu:
“Türkiye’nin potansiyeli güçlüdür. Ancak bu potansiyeli hayata geçirmek için hukuki güvenliği, öngörülebilir ekonomi yönetimini ve üretim odaklı reformları esas almak gerekir. Gerçeklerle yüzleşmeden kalıcı refah sağlanamaz.”
DEVA Partisi İl Başkanlığı, kamuoyunu doğru bilgilendirmeye yönelik çalışmalarını sürdüreceğini açıkladı.