Keles’te Gölet Projesi Tartışması Büyüyor: “Sulama mı, Sanayi Baskısı mı?”

13.02.2026
A+
A-
Keles’te Gölet Projesi Tartışması Büyüyor: “Sulama mı, Sanayi Baskısı mı?”

Devlet Su İşleri (DSİ) 1. Bölge Müdürlüğü tarafından Bursa’nın Keles ilçesinde hayata geçirilmesi planlanan “Bursa Keles Gelemiç Göleti ve Sulaması” projesine ilişkin Proje Tanıtım Dosyası (P.T.D.) Bursa Valiliği’ne sunuldu. Valilik tarafından yapılan teknik incelemenin ardından, proje kapsamında yer alan malzeme ocakları ile kırma-eleme tesisi için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci resmen başlatıldı.

Ancak proje, kamuoyuna “tarımsal verim artışı” ve “köyden kente göçü önleme” hedefleriyle sunulsa da, içeriğinde yer alan sanayi nitelikli unsurlar nedeniyle bölgede ciddi tartışmalara yol açtı.


Projenin Teknik Çerçevesi

Gelemiç Göleti, su kaynağını Karanlık Deresi’nin yan kolu olan Emrullahçavuş Deresi’nden alacak. Bununla birlikte Karanlık ve Karabel derelerinin sularının da derive edilerek gölet depolamasına aktarılması planlanıyor.

Keles ilçe merkezine 10 kilometre, Bursa şehir merkezine ise yaklaşık 60 kilometre mesafede bulunan proje tamamlandığında 173 hektarlık net tarım alanının kapalı borulu sistemle cazibeli olarak sulanması hedefleniyor. Yetkililer, sulama altyapısının devreye girmesiyle birlikte tarımsal üretimde verim artışı sağlanacağını, bunun da bölgenin sosyo-ekonomik gelişimine katkı sunacağını ve göçü azaltacağını ifade ediyor.

Projenin inşaat sürecinin yaklaşık 2 yıl sürmesi öngörülüyor. Bu süreçte gölet inşaatında 65, malzeme sahalarında ise 15 olmak üzere toplam 80 kişinin istihdam edilmesi planlanıyor. İnşaatın tamamlanmasının ardından malzeme sahaları, kırma-eleme tesisi ve beton santralinin kapatılacağı belirtiliyor.

Ancak asıl tartışma tam da bu noktada yoğunlaşıyor.


“Geçici” Tesis Tartışması

Zafer Partisi Keles İlçe Başkanı Behçet Arı, projeye ilişkin yaptığı açıklamada sert ifadeler kullanarak, kamuoyuna sunulan tablo ile proje dosyasındaki gerçeklerin örtüşmediğini savundu.

Arı’ya göre Gelemiç’te planlanan çalışma yalnızca bir gölet inşası değil; malzeme ocakları, kırma-eleme tesisi ve beton santraliyle birlikte çok yönlü ve ağır bir çevresel müdahale anlamına geliyor.

Yetkililerin söz konusu tesisleri “geçici” olarak tanımlamasına tepki gösteren Arı, kamuoyunun bu kavrama artık güven duymadığını belirtti. Türkiye’de daha önce “geçici” denilerek kurulan birçok tesisin kalıcı çevre tahribatlarına yol açtığını hatırlatan Arı, şu değerlendirmede bulundu:

“Kamuoyuna yalnızca ‘gölet’ anlatılıyor. Oysa proje dosyasında taş ocakları, kırma-eleme tesisleri ve beton santrali var. Bu unsurlar görmezden gelinerek yapılan sunum eksiktir. Keles halkı gerçeğin tamamını bilmek zorundadır.”


Çevresel Etki Endişesi

Eleştirilerin odağında özellikle kırma-eleme tesisleri ve malzeme ocaklarının yaratabileceği etkiler yer alıyor. Uzmanlar ve bölge sakinleri tarafından dile getirilen başlıca riskler şöyle sıralanıyor:

  • Tarım alanlarına yoğun toz yayılımı nedeniyle ürün kalitesinin düşmesi,

  • Sürekli gürültü ve titreşim nedeniyle kırsal yaşamın olumsuz etkilenmesi,

  • Dere yataklarının ve yer altı su dengesinin bozulması,

  • İnşaat sonrası rehabilite edilmeyen sahaların çevresel risk alanlarına dönüşmesi.

Özellikle su kaynaklarının derive edilmesi ve dere sistemlerinde yapılacak müdahalelerin uzun vadeli ekolojik sonuçlarının yeterince açıklanmadığı iddia ediliyor.


“Hukuki ve Fiili Garanti Nerede?”

Behçet Arı, yetkililere açık sorular yönelterek şu ifadeleri kullandı:

  • Bu tesislerin gerçekten söküleceğinin hukuki ve fiili garantisi nedir?

  • Denetim hangi kurum tarafından ve hangi sıklıkla yapılacaktır?

  • Süre uzatımı ya da proje revizyonu ile bu tesislerin kalıcı hale getirilmeyeceğinin teminatı var mıdır?

Arı, yazılı ve denetlenebilir taahhütler olmaksızın “geçici” ifadesinin kamuoyunu tatmin etmeyeceğini savundu.


“Gölet İstiyoruz, Taş Ocağı Değil”

Keles’te bazı vatandaşlar ve yerel temsilciler, sulama yatırımına karşı olmadıklarını ancak sanayi baskısı oluşturabilecek unsurların projeden çıkarılması gerektiğini dile getiriyor.

Bölge halkı tarafından dile getirilen ortak talep ise şu sözlerle özetleniyor:

“Gölet istiyoruz, taş ocağı istemiyoruz.
Sulama istiyoruz, sanayi baskısı istemiyoruz.”

Kırsal kalkınma hedefiyle yola çıkılan bir projenin, eğer çevresel riskler net biçimde ortaya konmaz ve gerekli güvenceler verilmezse, uzun vadede bölgenin doğal yapısını tehdit edebileceği ifade ediliyor.


Tartışma Büyüyebilir

ÇED sürecinin başlamasıyla birlikte projenin teknik, hukuki ve çevresel boyutlarının daha detaylı biçimde ele alınması bekleniyor. Önümüzdeki süreçte yapılacak halkın katılım toplantıları ve resmi değerlendirmeler, projenin seyrini belirleyecek.

Eleştiriler ise net:
Ya proje kapsamındaki sanayi nitelikli tesisler yeniden gözden geçirilmeli ya da kalıcı olmayacaklarına dair açık, yazılı ve denetlenebilir güvenceler kamuoyuyla paylaşılmalı.

Aksi halde Gelemiç Göleti projesi, yalnızca bir sulama yatırımı olarak değil, “gölet kılıfı altında genişletilmiş bir çevre müdahalesi” tartışmasıyla anılmaya devam edecek gibi görünüyor.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.