Fethiye‑Kaş ve Kuzey Ege Deniz Milli Parkları İlanı
Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla Fethiye‑Kaş (2.170.603 ha) ve Kuzey Ege (174.214 ha) deniz alanları yeni koruma statüsüyle ilan edildi. Bu adım, Türkiye’nin deniz çevresini hem kara suları içinde hem de sınır ötesi deniz yetki alanlarında koruma önceliğini güçlendiriyor.
İlan sonrası süreçte öncelikle deniz biyoçeşitliliği envanteri çıkarılacak ve izleme çalışmaları hız kazanacak. Yönetim ve uygulama görevi Tarım ve Orman Bakanlığı uhdesinde olacak; bakanlık ilgili kurumlarla koordinasyon içinde yönetim planları hazırlayıp, bilimsel temelli izleme faaliyetlerini sürdürecek.
Koruma kapsamı ve hedefler
Deniz milli parkı statüsü, alanlarda biyolojik çeşitliliğin korunması, izlenmesi ve sürdürülebilir kullanımının sağlanmasını hedefliyor. Bu kapsamda deniz habitatları, üreme ve beslenme alanları ile kritik türlerin yaşam alanları öncelikli koruma faaliyetleri arasında yer alacak.
Fethiye‑Kaş bölgesi, özellikle deniz kaplumbağalarının yuvalama alanları ve Akdeniz fokunun doğal yaşam alanlarını barındırıyor. Bölgenin 2013’te ilan edilen Finike Denizaltı Dağları ÖÇKB ile kısmen örtüşmesi ve IUCN’in Önemli Deniz Memelisi Alanları içinde kalması, biyolojik zenginliğin korunmasında neden belirleyici olduğunu gösteriyor.
Kuzey Ege’nin önemi
Kuzey Ege ise setase (balina ve yunus benzeri) türleri açısından yüksek ekolojik değere sahip olarak değerlendiriliyor ve IUCN tarafından tanımlanan önemli deniz memelisi alanlarıyla örtüşüyor. Bu alan, deniz memelilerinin korunması ve ekosistem sağlığının sürdürülebilirliği bakımından stratejik önem taşıyor.
Her iki alanda da Posidonia oceanica gibi deniz çayırları, doğal mağara sistemleri ve kıyı habitatları korunacak; bu unsurlar Akdeniz fokunun barınma, dinlenme ve yavrulama alanları için elverişlidir.
İklim değişikliği ve doğa temelli çözümler
Deniz milli parklarının tesis edilmesi, su sıcaklığı artışı, asitlenme ve aşırı hava olayları gibi iklim kaynaklı streslere karşı ekosistemlerin direnç ve uyum kapasitesini artıracak. Bu bağlamda milli parklar, yalnızca biyolojik çeşitlilik koruma aracı değil, aynı zamanda iklim değişikliğine uyum ve azaltım politikalarını destekleyen doğa temelli çözümler olarak öne çıkıyor.
Uluslararası örnekler arasında Avustralya Büyük Set Resifi Deniz Parkı ve ABD Monterey Bay National Marine Sanctuary, başarılı uygulamalar olarak dikkat çekiyor ve Türkiye için yol gösterici modeller sunuyor.