“Toprağını Kaybeden Geleceğini Kaybeder”

04.08.2026
A+
A-
“Toprağını Kaybeden Geleceğini Kaybeder”

Saadet Partisi Bursa’dan Tarım Dosyası: “Tarım Milli Güvenliğin Temelidir, Üretim Kaybı Türkiye’nin Geleceğini Tehdit Ediyor”

Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever, Sosyal İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan “Sosyal Gündem Analiz Raporu (03-10 Ağustos 2026)” kapsamında Türkiye tarımına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Tarım arazilerindeki daralma, artan üretim maliyetleri, kuraklık, su kaynaklarının azalması, kırsaldan göç ve genç nüfusun üretimden uzaklaşmasının yalnızca tarım sektörünü değil, Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını, gıda güvenliğini ve gelecek nesillerin yaşamını doğrudan etkileyen stratejik bir sorun haline geldiğini belirten Yurtsever, “Toprağını kaybeden geleceğini kaybeder. Üreten Türkiye ise her zaman güçlü Türkiye’dir.” ifadelerini kullandı.

Tarımın Stratejik Önemi Yeniden Gündemde

Dünya genelinde son yıllarda yaşanan gelişmeler, tarımın yalnızca çiftçiyi ilgilendiren ekonomik bir faaliyet olmadığını bir kez daha ortaya koydu. Küresel salgınlar, savaşlar, enerji krizleri, iklim değişikliği, lojistik sorunlar ve uluslararası ticarette yaşanan dalgalanmalar; ülkelerin kendi gıda üretim kapasitesini koruyabilmesinin stratejik bir zorunluluk olduğunu gösterdi.

Pek çok ülke tarımsal üretimini artırmaya yönelik yeni destek programları açıklarken, gıda milliyetçiliği olarak tanımlanan politikalar da giderek yaygınlaşmaya başladı. İhracat kısıtlamaları, tahıl koridorları, gübre ve enerji maliyetlerindeki artış gibi gelişmeler, tarımın artık sadece ekonomik değil aynı zamanda jeopolitik bir güç unsuru olarak değerlendirildiğini ortaya koyuyor.

Bu gelişmeler ışığında değerlendirmelerde bulunan Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever, Türkiye’nin sahip olduğu büyük tarımsal potansiyele rağmen son yıllarda önemli yapısal sorunlarla karşı karşıya bulunduğunu ifade etti.

Anadolu Binlerce Yıldır Üretimin Merkezi Oldu

Yurtsever, Anadolu’nun tarih boyunca dünyanın en önemli tarım merkezlerinden biri olduğuna dikkat çekerek, Mezopotamya ve Anadolu coğrafyasının insanlık tarihindeki ilk yerleşik tarım faaliyetlerine ev sahipliği yaptığını belirtti.

Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde tarımsal üretimin devlet politikalarının temel unsurlarından biri olduğunu ifade eden Yurtsever, Cumhuriyet’in ilk yıllarında da tarımın kalkınmanın lokomotifi olarak görüldüğünü söyledi.

Cumhuriyet döneminde kurulan tarım kredi kooperatifleri, sulama yatırımları, devlet üretme çiftlikleri, araştırma enstitüleri ve kırsal kalkınma projelerinin uzun yıllar Türkiye’nin gıda güvenliğinin temelini oluşturduğunu dile getiren Yurtsever, son yıllarda ise sektörün birçok yapısal sorunla karşı karşıya kaldığını savundu.

Tarım Arazileri Her Geçen Yıl Daralıyor

Raporda yer verilen verilere göre Türkiye’nin tarım alanlarında son yirmi yılı aşkın süreçte önemli bir küçülme yaşandı.

2002 yılında 26 milyon 579 bin hektar olan tarım arazisi büyüklüğü, 2025 yılı itibarıyla 23 milyon 978 bin hektara geriledi.

Yaklaşık 2 milyon 601 bin hektarlık üretim alanının tarım dışına çıkmasının yalnızca istatistiksel bir veri olmadığına dikkat çeken Yurtsever, bu kaybın Ankara’nın yüzölçümünden daha büyük bir alanı ifade ettiğini belirtti.

Tarım arazilerinin azalmasının nedenleri arasında plansız kentleşme, sanayi yatırımları, miras yoluyla arazilerin parçalanması, üretimden vazgeçilmesi, ekonomik nedenlerle ekilmeyen tarlalar ve iklim koşullarındaki değişimlerin bulunduğunu ifade etti.

Artan Üretim Giderleri Çiftçiyi Zorluyor

Raporda, üreticilerin karşı karşıya bulunduğu ekonomik sorunlara da geniş yer verildi.

Mazot, gübre, yem, tohum, zirai ilaç, sulama, elektrik ve işçilik giderlerinde yaşanan maliyet artışlarının üretim kararlarını doğrudan etkilediği belirtilirken, birçok üreticinin kâr edemediği için ekim alanlarını daralttığı veya üretimden tamamen çekildiği ifade edildi.

Yurtsever, “Bugün çiftçimizin temel sorunu üretmek istememesi değildir. Asıl sorun, mevcut ekonomik şartlarda üretimini sürdürebilmesidir.” değerlendirmesinde bulundu.

Kuraklık ve İklim Değişikliği Yeni Riskler Oluşturuyor

Son yıllarda sıcaklık ortalamalarının yükselmesi, düzensiz yağışlar ve su kaynaklarındaki azalma, tarımsal üretim üzerinde ciddi baskılar oluşturuyor.

Raporda özellikle yer altı sularındaki çekilmeye, baraj doluluk oranlarındaki değişimlere ve modern sulama yatırımlarının önemine dikkat çekildi.

Yurtsever, suyun verimli kullanılmasını sağlayacak damla sulama, yağmurlama sistemleri ve kapalı sulama projelerinin yaygınlaştırılması gerektiğini belirterek, kuraklığa dayanıklı üretim modellerinin desteklenmesini istedi.

Kırsaldan Göç Üretim Kültürünü Zayıflatıyor

Raporda tarımsal üretimin yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyolojik boyutuna da dikkat çekildi.

Kırsal nüfusun yaş ortalamasının yükseldiği, gençlerin büyük şehirlerde farklı mesleklere yöneldiği belirtilirken, tarımsal üretimin gelecek nesillere aktarılması konusunda önemli risklerin bulunduğu ifade edildi.

Yurtsever, üretim kültürünün korunabilmesi için kırsalda eğitim, sağlık, ulaşım, internet altyapısı ve sosyal yaşam imkanlarının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Gıda Güvenliği Geleceğin En Büyük Başlıklarından Biri

Raporda, tarımsal üretimde yaşanabilecek gerilemenin uzun vadede gıda güvenliğini doğrudan etkileyeceği belirtildi.

Nüfus artışı, iklim değişikliği ve küresel belirsizlikler dikkate alındığında, ülkelerin kendi kendine yeterli üretim kapasitesini korumasının stratejik önem taşıdığı ifade edilirken, tarım politikalarının uzun vadeli bir perspektifle ele alınması gerektiği vurgulandı.

Saadet Partisi’nin Çözüm Önerileri

Yurtsever, Milli Görüş’ün üretim merkezli kalkınma anlayışını esas aldıklarını belirterek şu önerileri sıraladı:

  • Verimli tarım arazilerinin kesin olarak korunması,
  • Amaç dışı arazi kullanımının önlenmesi,
  • Modern sulama yatırımlarının hızlandırılması,
  • Kuraklığa dayanıklı üretim modellerinin yaygınlaştırılması,
  • Mazot, gübre, yem ve tohum maliyetlerini azaltacak kalıcı destek mekanizmalarının oluşturulması,
  • Tarımsal kredi sisteminin üretici lehine yeniden düzenlenmesi,
  • Genç çiftçilere özel teşvik paketlerinin hazırlanması,
  • Kooperatifleşmenin güçlendirilmesi,
  • Yerli tohum, yerli teknoloji ve dijital tarım uygulamalarının desteklenmesi,
  • Tarım politikalarının kısa vadeli değil, uzun vadeli ulusal planlama anlayışıyla yürütülmesi.

“Üreten Türkiye Güçlü Türkiye’dir”

Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever, açıklamasının sonunda tarımın ekonomik kalkınmanın ötesinde bağımsızlığın ve milli güvenliğin temel unsurlarından biri olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Biz tarımı yalnızca ekonomik bir sektör olarak görmüyoruz. Tarım; gıda güvenliğinin, milli güvenliğin ve bağımsızlığın temelidir. Toprağını koruyan millet geleceğini korur. Üreticimizin emeğini koruyan, gıda güvenliğini önceleyen, kendi kendine yeten ve üretim odaklı bir Türkiye hedefi doğrultusunda çalışmalarımızı sürdüreceğiz.”

Haftalık Analiz Raporu Kamuoyuna Sunuldu

Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan “Sosyal Gündem Analiz Raporu (03-10 Ağustos 2026)”, “Türkiye’de Tarımsal Riskler Derinleşiyor: Tarım Arazilerinin Kaybı, Gıda Güvenliği ve Geleceğin Tehditleri” başlığıyla kamuoyuyla paylaşıldı.

Raporda, tarım arazilerindeki azalma, iklim değişikliğinin etkileri, su kıtlığı, yükselen üretim maliyetleri, kırsaldan göç, genç nüfusun tarımdan uzaklaşması ve gıda güvenliği alanındaki riskler ayrıntılı biçimde ele alınırken; üretimi önceleyen, çiftçiyi destekleyen ve Türkiye’nin tarımsal bağımsızlığını güçlendirmeyi hedefleyen politika önerilerine de kapsamlı şekilde yer verildi.

Yurtsever, tarımın günlük ekonomik tartışmaların ötesinde, Türkiye’nin gelecek vizyonunun temel başlıklarından biri olduğunu belirterek, sürdürülebilir üretim politikalarının hayata geçirilmesinin hem çiftçinin refahı hem de toplumun gıda güvencesi açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.