Yatırım Fonları Tasfiye Teklifi
Yatırım fonlarının tasfiyesine dair hazırlanan kanun teklifinin etki analizinde, SPK ve YTM tarafından yürütülen yaklaşık 1.500 dava ile fon pay sahiplerine ilişkin kapsamlı veriler paylaşıldı. Analiz, fonların tasfiye süreçleri ve yatırımcı ödemelerinin nasıl yürütüleceğine ilişkin ayrıntılı usul ve ilkeleri ortaya koyuyor.
Raporda, para piyasası fonlarında çok sayıda küçük yatırımcı bulunduğu; ayrıca 8 Ekim itibarıyla bazı yatırımcıların varlıklarına el koyma tedbiri uygulandığı bilgisi yer aldı. Yapılan açıklamalar, tasfiye işlemlerinin hangi fonlarla sınırlı olacağı ve kamu kaynaklarının kullanılmayacağı yönünde net hükümler içeriyor.
Mevcut Durum ve Kapsam
MKK verilerine göre, 17 Eylül itibarıyla tasfiye kapsamındaki fonlarda 455.758 tekil yatırımcı bulunuyor. Tasfiye hâlindeki 131 fon, toplam fon miktarının yaklaşık yüzde 4,6</strong’sını ve toplam portföy değerinin yüzde 7,7</strong’sini oluşturuyor. Mevzuat taslağı, yalnızca SPK’nın 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen ve kanun yürürlüğe girdiğinde hâlâ tasfiyesi tamamlanmamış fonları kapsayacak şekilde sınırlandırılıyor.
Ödeme Süreçleri ve Kamu Kaynakları
Analiz, fon pay sahiplerine yapılacak ödemelerde devlet bütçesi ve diğer kamu kaynaklarının kesinlikle kullanılmayacağını vurguluyor. Buna göre ödemeler, tasfiye süreçlerinden elde edilen kaynaklarla sınırlı olacak. T.C. Ziraat Bankası A.Ş.’nin ilettiği verilere göre, 8 Ekim 2026 itibarıyla 17 fonda yer alan 43.643 yatırımcının ödeme işlemleri tamamlandı.
Tanımlar ve Hesaplama İlkeleri
Teklifin etki analizinde bazı teknik tanımlara açıklık getirildi: “Geri kazanım hesabı”, farklı hukuki kaynaklardan tahsil veya iade edilen değerlerin TMSF nezdinde, TMSF’nin kendi malvarlığından ayrı tutulduğu özel bir hesapta izlenmesi olarak tanımlanıyor. “Fon pay sahibi” ise tek bir kurumsal kayda dayanmayıp, Takasbank, portföy saklama kuruluşları, dağıtım kuruluşları ve tasfiye ile görevli kurumların kayıtlarının mutabakatına dayandırılıyor.
Analizde “tasfiye mal varlığı” tanımı da genişletildi: Mevcut varlıkların yanı sıra kanun uyarınca geri kazanılan değerler ile üçüncü kişilerden sağlanan iade, tazmin ve diğer alacaklar da dahil edilerek, tasfiye sonunda yatırımcıya dağıtılabilecek ekonomik değerlerin bütüncül takibi amaçlanıyor.
Satış ve Değerleme İlkeleri
Tasfiye süreçlerinde amaç, hızdan öte en yüksek ekonomik değerin elde edilmesidir. Borsa fiyatının gerçek değeri yansıtmadığı veya olağan satışın tasfiyeyi gereksiz uzattığı hallerde; geri alım, hakim ortağa satış, toptan satış, özel işlem bildirimi, geçici farklı fiyat marjı gibi farklı yöntemlerin uygulanması öngörülüyor. Kurulca Sermaye Piyasası Kanunu’na aykırı hareket ettiği tespit edilen kişi ve kurumlar, tasfiye ve geri kazanım mekanizmalarından ödeme alamayacaklar.
Nakit Yetersizliği Halindeki Dağıtım Yöntemi
Etki analizinde, fon mal varlığının tüm pay sahiplerine ödeme yapacak düzeyde nakde dönüşmemesi hâlinde uygulanacak yöntem netleştirildi. Öncelikle yatırımcının fona fiilen koyduğu ekonomik değer esas alınacak; kağıt üzerindeki veya gerçeğe aykırı geçmiş değerlere dayanılmayacak. Net yatırım tutarı, yatırımcının fon giriş ve çıkışları tasfiye tarihine kadar TÜFE ve Yİ-ÜFE değişim oranlarının aritmetik ortalamasıyla güncellenerek ve çıkışlar “ilk giren ilk çıkar” prensibine göre mahsubu sonucu MKK tarafından hesaplanacak.
Bu çerçevede, net yatırım tutarı ve hak/alacak tutarlarını aşmamak üzere kişi başına en fazla 1.000.000 Türk Lirası ara ödeme yapılabilecek. Nakit imkânı yetersizse ara ödemelere esas tutarın toplam içindeki oranı korunarak dağıtım gerçekleştirilecek.
Hukuki Takip ve Sorumluluklar
SPK, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunduğu dilekçelerle 69 kişi hakkında suç duyurusunda bulundu. Analizde, Kurul’un belirleyeceği alacakların TMSF aracılığıyla takip edilmesi ve tahsil edilmesi ile tasfiye kaynaklarının artırılması hedefleniyor. Böylece yatırımcıların karşılanamayan alacaklarının azaltılması ve hukuka aykırı işlemlerin ekonomik sonuçlarının sorumlular üzerinde bırakılması amaçlanıyor.
Özetle, kanun teklifi etki analizi, tasfiye süreçlerinin şeffaf, hesap verilebilir ve yatırımcı menfaatini gözetir şekilde yürütülmesini; aynı zamanda geri kazanım mekanizmaları ve hukuki takibin etkin kullanımını sağlamayı amaçlıyor.